Arabanın Torpidosuna Sokarım!!!!!

Arabanın Torpidosuna Sokarım!!!!!
Murat Özarı: - Eğer var ya bak sana Fikret Engin sana bişey söyliyim, bak bi dakka ya, bi dakka sana bişey söyliyim, o Teoman, sen şimdi burdasın ya, sen benim arkadaşımsın, Fikret Engin, ben senin için ölüme giderim. Fikret Engin: - Eyvallah, ben de giderim abi, tamam. Murat Özarı: - Sen benim kader arkadaşımsın. Teoman Bey, sana benim yanımda öyle vuracak var ya, O Teoman'ı var ya, arabanın torpidosuna sokarım!!!

28 Ekim 2010 Perşembe

27 Ekim 2010 Çarşamba

NERDESİN BENİM CANIM EVLADIM...



Lige iyi başlayan, Avrupa'da fire vermeyen Beşiktaş'ın şu sıralar başı epey bi belada. Schuster, ligin başlaması ile aldığı peşpeşe galibiyetlerden sonra Quaresma'nın sakatlanması sonrası sıkıntılı günlere merhaba dedi. Quaresma'sız çıkılan 3 lig ve 1 düşler sahnesi maçında, Karakartalların puan çıkartamaması taraftarlarını üzmüştür eminim... Manisa maçı hariç diğer üç maç zorlu maçlardı. Ama Beşiktaş'ın çok acil Quaresma'sız maç kazanmayı öğrenmesi gerekmektedir; çünkü bu adam lig sonuna kadar aşağı yukarı 5-6 maç daha sakatlık ve cezalardan dolayı oynamayacaktır. Sayın Schuster; başrol oyuncusu 1-2 hafta içinde gücüne güç katmaya gelecektir ama sen yinede ayağını denk al, Türk'ler kimsenin gözünün yaşına bakmaz

26 Ekim 2010 Salı

Miş'li Geçmiş Zaman....

 

       Antalyaspor teknik direktörü olarak da tanıdığımız Şifo Mehmet Özdilek'in henüz tüyü bitmemiş hali.

Handikaplı Üst!!


Pazar günü Hollanda Ligi'nde günün en önemli maçında PSV ile Feyenoord karşı karşıya geldi. Feyenoord lig maçlarında son 3 PSV deplasmanında gol bulamamıştı fakat, Hollanda Kupası'nda deplasmanda oynadığı karşılaşmayı 3-0 gibi farklı bir skorla kazanmıştı. Bu sezonki kötü gidişe PSV deplasmanında dur denebileceği konuşuluyordu, aynı Galatasaray'ın bu kadar dibe vurmuşken Fener deplasmanından puan çıkarabileceği iddiaları gibi (iddia değil, gerçek oldu artık). Fakat ilk yarı 2-0 yazan skor tabelası, ikinci yarı 10-0'a bağlandı. Dünyanın neresinde olursa olsun 5'i, 6'yı bulan takım, "karşımdaki de insandır, yazıktır, günahtır" diyerek frene basar biraz. Ben maçın geniş özetini seyretme imkanı buldum, PSV taraftarın da yoğun 10 gol isteği isteği ve desteğiyle özellikle 6. golden sonra gardı zaten tamamen düşmüş ve 34. dakikadan sonra 10 kişi oynayan rakibinin üzerine öyle bir baskı koydu ki, hani 10 dakika daha oynansa 12 olurdu, 45 dakika daha oynansa 15-16'yı görürdü Feyenoord kalesi. Hollanda Ligi'nde kırılan gol rekorlarına bir yenisi eklendi, Feyenoord tarihinin en ağır yenilgisini aldı, PSV ise üçüncü 10-0'lık galibiyetine ulaştı. Goller aşağıda.


psv den gol yağmuru!psv 10-0 feyenoord | izlesene.com

25 Ekim 2010 Pazartesi

4-6-0

Galatasaray aklını başına devşirmiş. Kontrollü, akıllı bir kadro ile sahaya çıktı. Bunda en büyük etken tabii ki Gheorge Hagi idi.Eğer ki Kadıköy'e Cimbom'un başında Rijjkaard çıksaydı, handikaplı 1 olurdu. Hagi'nin sahaya 4-6-0 ile çıkması Fenerbahçe'nin düzenini bozdu. Göbekteki kalabalık Galatasaray'a, sadece Mehmet Topuz ve Emre ile karşı koymaya çalıştı Fenerbahçe. Tabii bunda oyunun büyük bölümünde başarılı olamadı sarı lacivertliler. Çünkü Dia ve Stoch çizgiden hiç ayrılmadılar. Ortasahaya hiç katkıda bulunmadılar. Buda bütün dönen topların Galatasaray'da kalmasına neden oldu. Dia ile stoch'un defansa yardım etmemesi Gökhan Gönül ve Caner'in de ileri çıkmasını engelledi.
Hakem için ufak bir pragraf açmak gerekirse, iğrenç bir hakem vardı dün Kadıköyde. Hakem eleştirmeyi pek sevmem ama hemen hemen bütün takdir haklarını Galatasaray'dan yana kullandı. Hele ki numaralı tribün önündeki o yan hakem; sanırım Halit Özkahya idi. Maç boyunca hiç bir olumlu hareketi yoktu. Top taça çıkıyor, orta hakem yönü gösterdikten sonra bayrağını kaldırarak yönü belirtiyor.
Sözün özü, Galatasaray Kadıköyde zinciri kırdı. Akılı ve haddini bilerek oynadı.Ama bu kesinlikle Galatasaray'ın haftaya Antalyaspor'a puan kaybetmeyeceği anlamına gelmiyor. Çünkü her maça 4-6-0 çıkamayacaksın GALATASARAY...

Bil Bakalım Ben Kimiiiiim?


Maç içerisinde bile şakacı mizacını devam ettiren Hayrettin.

Nartallo...


Nartallo'nun Fener'e attığı efsanevi gol. Engin'in topu niye halay çekerek beklediğini bilmiyorum ama.

Eziyet Bitti...


10 sezon sonra deplasmanda rakibinden puan alan Galatasaray, ilk yarıdaki etkili oyunuyla belki de galibiyeti kaçırdı. Hakem faktörünün Kadıköy'deki pek çok derbide olduğu gibi Fenerbahçe lehine gelişmesi bekleniyordu fakat, hatalı kaldırılan 2 ofsayt bayrağı, penaltı çalınabilecek bir pozisyondaki devam kararı, Galatasaray'ın kırmızı kart yemeden maçı tamamlaması, hakem triosunun Galatasaray'a güzellikleri olarak kayıtlara geçti. Galatasaray sahaya çıkardığı 11 ve kurguladığı oyun sistemiyle "ben artık sahada ezilerek yenilmek istemiyorum" dedi. Korkmadı, korkuttu. İlk devre gol bulabilse kazanabileceği karşılaşmayı ikinci yarı ilk 25 dakika üzerine çöken Fenerbahçe'ye çok pozisyon vermeyerek berabere bitirdi. Kuponlar yırtıldı, 1 verenler, handikap deneyenler, üst çekenler patır patır patladı. Takımlarını bu kötü günlerinde yalnız bırakmayan 2500 kadar Galatasaray taraftarı, karşılaşmadan sonra oynanan futbolun etkinliğinin ve 10 sezon sonra Kadıköy'den puan çıkarmış olmanın büyüsüne kapılarak Sabri'ye 3lü çektirdi. Yapmasalardı daha iyiydi, takımı alkışlarla sahadan göndermek yeterliydi.
Maçın teknik analizini bizzat Kenan Evren tribününde maçı takip eden Selçuk kardeşim yapacaktır.

Iverson!!!!


2 yılığına 4 milyon dolar karşılığında Iverson'la el sıkışıldı. Beşiktaş tarihinin en büyük transferlerinden biri yapıldı. Iverson eğer ki son dakika yine bir arıza çıkarmazsa 4. hafta oynanacak Bornova Belediyesi karşılaşmasında oynayabilecek. İnanılır gibi değil, ciddi ciddi Allen Iverson. Vay anasını.

22 Ekim 2010 Cuma

Gareth Bale


Çarşamba akşamı Tottenham, İnter'den daha ilk yarıda 3'ü ilk 13 dakikada olmak üzere 4 gol yedi. Kaleci Gomes'in de atılması işin tuzu biberi oldu. Ben belki Tottenham rekoru elimizden alır diye umutlanmaya başlamıştım ki, Gareth Bale sol kanattan 55-60 metre sürdüğü topu yine soldan cezasahasına girdikten sonra uzak köşeye adeta mıhladı. Bu arada Zanetti'yi peşinde maymun ettiğini de söylemek lazım. Uzatma dakikaları geldiğinde yine soldan bu sefer 35-40 metre sürdü topu, aynı yerden cezasahasına girdi, aynı yerden aynı köşeye aynı güzellikte vurdu. Julio Cesar yine çaresizdi. Uzatma dakikalarının sondan ikincisinde sağdan gelişen Tottenham atağında top tam golleri kaydettği noktada Gareth Bale'ın ayağına geldi. Sonuç, aynı. Ben 8 olsun bizim olsun derken, Tottenham bu Galli çocuk sayesinde neredeyse puanla dönecekti İtalya'dan. 10 kişi oynayan rakibinden ikinci yarı 3 gol yiyerek galibiyeti zor kurtaran İnter'in hocası Benitez ise maç sonunda trake solunumu yapmaya başlamıştı.
Ne kadar anlatsam boş, videoyu izlemek lazım.

(Gareth Bale, 2.20'de başlıyor.)

Inter Milan v Tottenham Hotspur
Yükleyen vannisteltoy. - DiÄ�er spor ve ekstrem spor videolarına göz at.

19 Ekim 2010 Salı

Türk Basınından İnciler - 4

Gurbetçi İdman Yurdu

2011 uefa u-17 futbol şampiyonası elemelerinde oynanan ikinci grup ikinci maçında Almanya ile Bosna Hersek karşı karşıya geldi. Karşılaşmayı Almanya 6-1 kazandı. Almanya 17 yaş altı milli takımının gollerini:

08' Samed Yeşil
26' Levent Ayçiçek
28' Emre Can
34' Samed Yeşil
60' Emre Can
80' Samed Yeşil

kaydetti.

Anca Mesut'u ıslıklarız ondan sonra. Hangi hakla ıslıklıyoruz, kötülüyoruz hakikaten bilmek isterdim. (Almanya u-17 milli takımında tam 9 tane Türk asıllı futbolcu bulunuyor.)

Not:Eksisözlükte "jokullmagic" nikli arkadaştan alıntı yaptım.

17 Ekim 2010 Pazar

Beşiktaş - (Guti + Quaresma) = Hikment Karaman'ın Kalkan .ötü....


Schuster'in kimseden çekinmeyen hücum futbolu, 2 yiyene kadar nasılsa 3 tane atmış olurum tarzı umursamaz mantalitesi, Beşiktaş'a 8. haftada 3. mağlubiyeti getirdi. Üstelik bu 3 mağlubiyetin 2'si İnönü'de.
Rotasyonlarıyla çok konuşulan Schuster'in Guti'nin yerini tutabilecek kabiliyetteki tek futbolcusu Yusuf'u yanında oturtması başkalarını bilmiyorum ama benim çok sinirlerimi bozdu. Rakibin üzerine göbekten hiç gidemediğimiz için sürekli kanatları kullanıp Hilbert'in isabetsiz ortalarıyla gol aramak mecburiyetinde kaldık. Tabata'nın kırmızı kartından sonra maçın ellerimizden kayıp gideceği ve 3'ü kalemizde göreceğimiz çok netti. Ofsayt bir golle fark ikiye çıktı. Direnç düştü, konsantrasyon dağıldı. Öyle ki, 68 ve 75'inci dakikalar arasında topu kendi sahasından çıkartamadı Beşiktaş, faulsuz top kazanamadı. İleriye vurup uzaklaştıramadı bile. Fakat ilginçtir ki, 80. dakikada Manisaspor'un da 10 kişi kalmasından sonra 4 tanesi uzatma dakikalarında olmak üzere (!!!!) 5 pozisyon buldu. Sadece bir tanesi gole dönüştü, Holosko ve Bobo ile yakalanan fırsatlar kaçtı.
Az önce Selçuk Çeliktutan kardeşimin uyarısıyla maç sonu Hikmet Karaman'ın açıklamalarını bulup izledim. Vay anasını arkadaş, ne büyük teknik adammış be...Beşiktaş'ı çözmüş, nasıl gol bulacaklarını çok iyi biliyormuş, öğrencilerine çok rahat kazanmaları gerektiğini söylemiş. Sezon başından beri Beşiktaş'a nasıl gol atılacağı futbolla az çok ilgilenen herkes tarafından gayet iyi biliniyor. Lig Tv'den maçı takip ederken spikerler bile tarafından defalarca dile getiriliyor. Ve Beşiktaş zaten her maç aynı golü yiyor. Hikmet Karaman denyosu neyin nesini kendisi çözmüş de futbolcularına anlatmış? Skor 2-1 iken ve Tabata atılmışken eli ayağına dolanan, rakibi baskı altına alamayan beceriksiz bir takım yerine, top dolaştırmayı bilen rakibin formasından çekinmeyip gol bölgesine bir iki fazla adam sokmaya cesaret edebilecek bir takım olsaydı, Beşiktaş'ın yediği gol 3'te kalmazdı, orası kesin. Himet Karaman gibi Türk futbolunun ensesine oturmuş cork cork kanını emen vampir teknik adamlar için bir sezonda 3-5 sefer vitrine çıkma şansı doğuyor. O da 4 büyüklerle oynadıkları karşılaşmalarda aldığı puan veya puanlardan sonra. Avni Aker'den sonra İnönü'den de 3 puanla çıktı, eksikleri ve zaafları iyi değerlendirerek. Götü tavana vurdu, epey bi görürüz bu kocakafayı spor programlarında bu ara. Sonra yine kaybolur, ta ki Manisaspor'dan kovulup başka bir Anadolu takımının kanını emmeye başlayana kadar.

Bizim İçin Dünya Güzeli....


Futbolu 30'undan sonra öğrendi kaptan...Lucescu ile birlikte coştu, tahta bacağı ile Galatasaray'a gol bilem attı. Dün akşam da Manisaspor karşısında son 40 dakika 10 kişi oynayıp dili dışarıda maçı bitiren arkadaşlarından (Ernst hariç) farklı olarak uzatmalarda son bir atak geliştirebilmek için, sağ kanadın ortalarına kadar kovaladığı rakip futbolcuyu iterek, çekerek, omuzlayarak tepikleyerek topu kaptı ve takımı pozisyona soktu. Her Beşiktaş'lı çok küfür etmiştir zamanında kendisine. Ama gün geçtikçe değeri anlaşılan, iyi niyeti ve bitmek tükenmek bilmez azmiyle diğerlerinden çok daha farklı olduğunu hissettiren bir adam İbrahim Üzülmez. Futbolu bırakana kadar da milli takımda direkt oynar, son 2 milli maçta gol bile atamayan bu dandik kadroda.

Sergen Yalçın Tipi İtalik Oturuş ve Açıklama


Sergen'den itiraf:

"Alpay'ın Aston Villa'ya gittiği dönemde beraberdik. Ben de onunla birlikte Londra'daydım. Ben de bir kaç takımla görüşmüştüm orada. Hatta daha sonra ben Inter'le falan da görüştüm Milano'da. Menajerleri ile çok görüşmeler falan yaptık ama adamlar araştırdılar herhalde. Maç esnasında ben iyiyim çünkü ama maç sonrası hayatım onlara iyi gelmedi herhalde. Türkiye'de işleri çevirmek biraz kolay. Galatasaray maçında çık golünü at, sonra rahatsın. Ama Avrupalılar biraz daha devamına bakıyorlar."

Emrah Alayoğlu'ndan.

16 Ekim 2010 Cumartesi

YOK ÖYLE 3 KURUŞA 5 KÖFTE



Bursaspor ligin ilk 8 haftasında en iyi futbolunu Galatasaray'a karşı oynadı.Ama nasıl oldu bilinmez puanları üçer üçer topladı.Dünkü maça biraz baskılı başladılar ama 90 dakikanın genelinde iyi bir Bursaspor yoktu sahada.Bence Ertuğrul Sağlam'ın alınan bir puana sevinmesi lazım; çünkü Karabük 2. yarıda daha üstün oynayan taraftı.Karabük TBA dan şans eseri açık ara Süper lige gelmediği açıkladı ilk 8 haftada.Rahat oynuyorlar, panik yapmıyorlar.Tecrübesizliklerini bu sezon üstlerinden atarlarsa ve eldeki mevcut kadroyu koruyabilirlerse gelecek sene çok canlar yakarlar, buna inanıyorum.Üst üste oynanan 2 büyük maçtan 1 galibiyet, 1 beraberlik almak bence başarıdır.Bundan ötürü Karabük'ü tebrik ediyorum.
Ufak bir satırda Emenike'ye açmak gerekirse, dün gece fileleri havalandıramadı fakat çok koştu ve Bursaspor defansının dengesini bozmayı başardı.Dikkatimi çeken bir nokta oldu ki dünkü maçta; 90+3 te kamera Emenike'yi gösterdi, adam bir 90 dakika daha oynayabilir gibiydi.İnsan bir derin nefes alır, yüzünde yorgunluk belirtisi olur yaaa.Böyle forvetlerin Türkiye'de yetişmesi dileğiyle...

Siz değerli iddaasever arkadaşlarımla birkaç tahminimi paylaşmak istiyorum.

158 - 1
174 - 1(h)
175 - 0/2ç
187 - üst
194 - alt
280 - 1
291 - 2/2
298 - 0
303 - üst
311 - üst
317 - 0

14 Ekim 2010 Perşembe

ERMAN TOROĞLU YOLLARINI...


Türkiye şu sıralar Arda'nın sakatlığını konuşur oldu. "Fazla sex yaptığı için sakatlandı", "sex yaparken belini fazla zorladı" falan. Ya arkadaşım neden bunları Azerbaycan mağlubiyeti sonrasında konuşuyorsunuz. Azerbaycan karşısında alınan mağlubiyetin bir açıklaması zaten olamaz. Ordan birinin çıkıpta "Arda Turan fazla sex yapmaktan sakatlanmış" demesi anaya bacıya küfür etmek gibi birşey. Adam ağladı be basın açıklamasında. Arda Turan sahada yüreğiyle oynayan bir arkadaş. Elimizde kalan nadir yıldızlardan birinin daha sönmesi acaba kimlerin işine geliyor ben bunu anlamıyorum. Arda Turan'a tavsiyem şu olacaktır, sakatlığından kurtulup, formunu tutup iyi bir sezon geçirerek, sezon sonunda arkasına bile bakmadan Avrupa'da üst düzey bir kulübe gitmesi. Galatasaray'a hakettiğinden fazlasını verdiğine inanıyorum.

12 Ekim 2010 Salı

O Ne Demek Lan!!


Guus Hiddink:
"Ağır bir yenilgi aldık' ifadesine katılmıyorum. 'Ağır yenilgi' derseniz, 1-0 yenildiğimizde mi hafif yenildi oluyor? Gerçekçi olmamız gerekiyor."

Hayır Hiddinkçiğim, rakibin kalesinde pozisyon bulamayıp yine rakibin beceriksizliği ve kalecinin çıkardığı mutlak toplar sebebiyle 7'den 8'den kurtulduğun için ağır yenilgi oluyor Almanya yenilgisi. Gerçekçi olalım, olalım da, gözünü seveyim sen de bizi yeme be... Bunca yıldır yönettiğin takımları turnuvalara götürüp turlar atlatarak kazandığın haklı ün ve karizmayı, saçmasapan kelime oyunlarıyla yıkma 2 dakikada be...Almanya yenilgisi sürpriz değildi zaten. Kendi seyircimiz önünde oynadığımız bir karşılaşmada bu kadar aciz kalıp da alay konusu olmaktı bize koyan. Bunu kafası almayacak kadar küçük düşünen, ufku kapalı bir adam değilsin, aptala yatıyorsun işte.

9 Ekim 2010 Cumartesi

Berlin Mantarı!!




Bu kadar kötü bir futbolu ben uzun zamandır görmemiştim. Takım içinde hiçbir dayanışma yok, yardımlaşma yok, pas trafiği yok. Hal böyle olunca tabiki Almanlar hiç zorlanmadı.Müsaade ederseniz Teknik patron Hiddink'i biraz eleştirmek istiyorum. Öncelikle Hiddink'e saygı duyuyorum. Dünyanın dört bir tarafında takımlar çalıştırdı ve hepsinde büyük başarılara imza attı.Bu su götürmez bir gerçek.Ama Milli takımımızı başarıya taşımak istiyorsan, Türk'ler gibi düşünmen gerekiyor. Biz öyle taktik maktik bilmeyiz, varyasyon bilmeyiz. Biz iman gücü biliriz, mücadele biliriz. Diyelim ki ben iman gücü bilmem, taktikten anlarım diyosun. Peki bu nasıl bir taktik hoca! Kimin nerde oynadığı belli değil.Beklerde sol ayaklı oyuncu yok, ota sahada sağ ayaklı oyuncu yok.Stoperler allaha emanet zaten. Ne zaman hata yapacaklar diye bekliyoruz.Topu oyuna sokma diye birşey zaten yok. Basın açıklaması yapıyorsun "Takımlarında oynamayan oyuncuları nasıl tanıyacağım" diyorsun, takımın yarısı kendi takımlarında oynamıyor. O karı kılıklı Oğuz mu kuruyor takımı anlamıyorum. Hakan Balta'nın şu maçta oynamaması için ayağının kopması gerekir bence. Hocaaaaa, bek oyuncusu iki kanatta da oynamalıdır düşüncesine bende katılıyorum. Ama burası Türkiye.Burada öyle ekstra şeyler olmaz.Takımında oynayan Mehmet Topuz'u almıyorsun kadroya. Takımında oynamayan Özer Hurmacı'yı alıyorsun. Mehmet Topuz formda olmayabilir, bunu kabul edebilirim ama adam en azından rakibe basıyor, döndürmemeye çalışıyor.Özer hikayeden basıyor.Sen Almanya gibi zorlu bir deplasmana çıkıyorsan eğer, fizik gücü iyi, diri adamlar almak zorundasın kadroya. Sen Özer'i pas yapıcam, top dolaştırıcam diye aldıysan kadroya, o zaman Özer'i stopere almalıydın. Çünkü topu oradan hiç çıkartamadık. Sonuç olarak sayın Hiddink dünkü verdiğin sınav ile sınıfta kaldın.Bu takım sana uymayacak, sen takıma uyacaksın. Sen takıma uyduğun takdirde, iman gücününde kudretiyle başarı gelecektir.Aman geç olmasın!!!

7 Ekim 2010 Perşembe

Çatır Çutur!!!

Önce Stuart Holden, sonra Xabi Alonso, şimdi de Ben Arfa. De Jong kırıp dökmeye devam ediyor. Sokakta görsem karşı kaldırıma geçerim.



6 Ekim 2010 Çarşamba

Türk Basınından İnciler - 3

Vizyonda: Egemen the Hisbullah, Operation Kick-Hard


Yönetmen: Kuddusi Müftüoğlu
Oyuncular: Guti Hernandez, Egemen Hizbullahoğlu
Süre: Guti çıkana kadar, 78 dakika falan.
Konu: Guti, Türkiye'ye futbol oynamaya gelmiş İspanyol bir futbolcudur. Takımıyla Trabzon'a deplasmana gittiğinde, ne idüğü belirsiz, hayvandan doğma bir canlıyla karşılaşır. Olaylar gelişir.

2 Ekim 2010 Cumartesi

Bir Ajan Gibi(*)


2005-2006 sezonunun ortasında kiralık olarak Beşiktaş'a geldi. Gökhan Güleç'le birlikte uyumlu bir ikili oluşturarak gollere ve asistlere imza atarak sezon sonunda bonservisinin alınmasını sağladı. Şampiyonluk gördü, kupalar kaldırdı, Beşiktaş'ın yıllar sonra kanattan gelen yüksek topa vurulan kafa ile gol atmasını sağladı. Her sezon ortası ve sonunda hakkında "gönderilecek, talipleri var, gitmek istiyor, mutsuz, mutlu ama kulüp para için satacak," gibisinden onlarca dedikodu çıktı, fakat halen Beşiktaş'ın sözleşmeli futbolcusu. Kötü başladığı, yedek kaldığı sezonlar oldu, fakat her sezon sonunda görüldü ki, Beşiktaş'ın hücum anlamında en yararlı futbolcusu Bobo. Yılda toplam 21 golden üstünü gördüğü de görülmedi fakat, aldığı süre göz önüne alındığında, takımın hücum performansı, gol pozisyonu yaratabilme kapasitesi sorgulandığında (mesela Tigana zamanında Beşiktaş aynı maç içinde 3 gol pozisyonu bulunca Tigana tüm takımı yemeğe götürüyordu)istatistikleri mükemmel denebilir.
Bu sezon şimdiden attığı 8 gol ile Türkiye'de yakaladığı en yüksek rakama ulaştı. Şu anki formuyla devam ettiği sürece gol krallığının bu sezonki 3 adayından (Baros, Niang) biri. Birinci lig kurulduğundan beri sadece 3 gol kralı çıkarabilen Beşiktaş'ın hedefe en yakın futbolcusu. Severek izliyoruz bu aralar.

2010-2011 : 13 maç - 8 gol, 3 asist.
2009-2010 : 37 maç - 14 gol, 4 asist.
2008-2009 : 41 maç - 19 gol, 1 asist.
2007-2008 : 31 maç - 15 gol, 7 asist.
2006-2007 : 42 maç - 21 gol, 5 asist.
2005-2006 : 21 maç - 9 gol, 2 asist.

185 maçta 84 gol ve 20 asist (185 maçın 28'inde 30 dakikadan az süre aldı).

*(Emre Tilev, Rapid Wien maçında Tabata'nın arapasına ofsayta düşmeden hareketlenip golünü attıktan sonra Bobo'ya yukarıda belirttiğim gibi, "ajan" benzetmesi yaptı.)

Nazar...


Birileri çok fena nazar değidiriyor. Önce Guti, şimdi Quaresma. Portekizli yıldız, Rapid Wien karşılaşmasında yaşadığı adale sakatlığı sebebiyle 1 ay sahalardan uzak kalacak. Transfer edildiği dönemde istenilen performansı gösteremeyeceğini, yattığı yerden parasını alıp kovulur gibi gönderileceğini düşünüyordum Quaresma'nın. Beni yerin dibine soktu soktu çıkardı şimdiye kadar oynadığı oyunla. Ve önümüzdeki 5-6 karşılaşmada Quaresma'sız oynayacağız. Takım hücum etkinliğinde onun sırtına binmeye çok alıştı. Gerçi Rapid Wien maçında onun oynamadığı ikinci yarı boyunca 4-5 net gol pozisyonu yakaladık ama bu 1 ay içinde oynayacağımız rakiplerin Rapid gibi berbat savunma yaparak araya atılan her topu pozisyona çevireceklerini sanmıyorum. Quaresma'sız dönemde kazanılacak galibiyetler takımın rüştünü ispatlayacak. Onsuz da kazanmaya alışırsak bu sezon sonu mutlu oluruz.