Arabanın Torpidosuna Sokarım!!!!!

Arabanın Torpidosuna Sokarım!!!!!
Murat Özarı: - Eğer var ya bak sana Fikret Engin sana bişey söyliyim, bak bi dakka ya, bi dakka sana bişey söyliyim, o Teoman, sen şimdi burdasın ya, sen benim arkadaşımsın, Fikret Engin, ben senin için ölüme giderim. Fikret Engin: - Eyvallah, ben de giderim abi, tamam. Murat Özarı: - Sen benim kader arkadaşımsın. Teoman Bey, sana benim yanımda öyle vuracak var ya, O Teoman'ı var ya, arabanın torpidosuna sokarım!!!

11 Kasım 2010 Perşembe

Spor Toto Süper Lig 12. Hafta Programı

12 Kasım Cuma

20:00    Konyaspor - Kayserispor

13 Kasım Cumartesi

14:30    Bucaspor - MKE Ankaragücü
16:00    Bursaspor - Trabzonspor
19:00    Eskişehirspor - Medikal Park Antalyaspor
19:00    Gaziantepspor - Fenerbahçe

14 Kasım Pazar

14:30    Kasımpaşa - Sivasspor
16:00    Gençlerbirliği - Beşiktaş
17:00    Büyükşehir Belediyespor - Karabükspor
19:00    Galatasaray - Manisaspor

Rıdvan Dilmen


        Hey gidi Rıdvan hoca, seni tribünden izlemeyeli inan çok oldu.O şeytani kıvraklığın hala üzerindeydi. Aynı eski günlerdeki gibi, sen topu ayağına aldığın zaman benim içim yine kıpır kıpır oldu. Dün akşamki perfonmansınla (3 gol 2 asist) gözlerimizin pasını aldın.1988-1989 sezonunda Rizespor'u 5-0 yendiğimiz maçın öncesinde, sana verdiğim çiçeğin dışında hiç bu kadar yakın olmamıştım sana. Senin futbolun içinde olman, biz futbolseverleri inan çok mutlu ediyor.Başarılarının devamını diliyorum Rıdvan hocam... Futbolu zekası ile oynayanlar hiçbir zaman akıllardan çıkmaz.
       Bu futbol şölenine katılmamızda emeği olan Emre Alayoğlu kardeşime teşekkür ediyorum ve Rıdvan hocanın bir sözü ile yazımı sonlandırıyorum;
       "Ofsayt kuralı olmasın Fenerbahçe'de 45 dakika oynarım"

10 Kasım 2010 Çarşamba

9 Kasım 2010 Salı

Hakkını Yemişiz

Geçen sezon Mustafa Denizli'ye kızardık, Beşiktaş maçları 45 dakika oynuyor, ilk yarılar hep çöpe gidiyor diye. Hakkını yemişiz adamın. Schuster ile artık dakikalar 80'er 80'er çöpe atılıyor. Fener'in 6, Trabzon'un 7 attığı Kasımpaşa karşısında Beşiktaş'ın pozisyon bulabilmesi için tam 80 dakika geçmesi gerekti. Çuvalla gol yediği maçlara göre Kasımpaşa'nın farklı yaptığı şey, daha fazla koşarak topun önünde kalmaktı. Beşiktaş da sezon başından beri en kötü 3 maçından birini oynayınca skor Kasımpaşa maçlarına göre çok kısır kaldı. Beşiktaş dün akşam yediği gole kadar tempoyu sadece ama sadece 2 sefer yükseltti, sadece 2 kez pas trafiğini hızlandırdı, ardarda 4-5 pas yaparak boşluk aradı. Ve ikisinde de rakip savunma kabak çiçeği gibi açıldı, gol pozisyonu doğdu. O kadar kolaydı aslında. Ama maçın geri kalanında öyle ağır top dolaştırdı, öyle mıymıntı hücum etti ki, top en fazla 3 Kasımpaşa'lının arkasına geçebildi. Geri kalan 8 rakip oyuncu kendi kalesiyle topun arasında kalmayı sürekli olarak başarabildi. Bu bayık tempo Ersen Martin'in acayip golü de olmasa, maçın sonuna kadar sürecekti kimbilir. Her 90 dakika en az 1 çok kritik hata ortalaması oynuyor file bekçilerimiz. Hakan'dan sonra Rüştü de kaleye gelen kıytırık topu içeri buyur ederek bana göre Süper Lig'in en kötü forvetlerinden biri olan Ersen'e bu 90 dakikanın güzelliğini yaptı. Yenik duruma düşmenin yarattığı adrenalin pompası ve bu maçın da 80 dakikasının çöpe atıldığını bilmenin verdiği huzurla rakip kaleye çok daha çabuk gitmeye başlayan Beşiktaş, golü kendi kendine bulamayacak gibiydi. Neyse ki İsmail'in ortasında savunmadan seken top Kasımpaşa ağlarına gitti de, Beşiktaş rakibe ligdeki ilk galibiyetini hediye etmekten kurtuldu. Ama daha çekecek çile vardı Beşiktaş taraftarı için, gece yeni başlıyordu. Önce altıpasta Nihat, Tabata, Guti inanılmaz bir gol kaçırarakherkesi kahretti, ondan sonra zorla çizgiyi geçen topa hakem ofsayt çalarak üzerine tüy dikti. Yediği ana avrat küfürlerin etkisiyle Nihat'a yapılan harekete tereddütsüz penaltı çalan Bülent Yıldırım'a tribünlerden "eyyamcı hakem" sıfatı layık görüldü. Nitekim bırak penaltı atmayı, ayakta duramayacak kadar çok yorulan Guti kötü bir penaltı vuruşuyla topu kalecinin uzanabileceği köşeye gönderince, berbat futbol oynadığı maçtan 3 puanla ayrılma şansı ellerinin arasından uçup gitti Beşiktaş'ın. Artık liderle puan farkı 9. Galatasaray ve Bursa mutlaka mağlup edilmeli. Beşiktaş golü kiloyla yiyen Kasımpaşa'ya 80 dakika pozisyon bulamadıktan sonra Galatasaray'ı, Bursa'yı nasıl mağlup edecekse artık... O da Schuster'imin düşüneceği şey.

Mr. Rotasyon...


            Beşiktaş teknik direktörü; dünkü maç öncesinde, sırasında ve sonrasında en çok konuşulan adam oldu.Rotasyon dedi, komuoyu tarafından saygı ile karşılandı.Ama senin bu yaptığın rotasyon değil be hoca. Deli İbrahim'i oynatmazsın saygı gösteririm, sağ tarafa Erhan'ı koyarsın bişey demem ama sen, Necip'i dinlendirirsen bunu eleştiririm hoca. Bu adam daha 20 yaşında, ne anlar rotasyondan. Her maç oynatacaksın bu adamı, tecrübe kazanacak.Onu da geçiyorum; Bobo'yu kanatta, Nihat'ı Santrafor olarak sahaya sürmek, koca 45 dakikayı çöpe atmaktan başka bişey değildi(Yoksa bu da mı rotasyondu?).Orta sahadaki Alman panzerin tükenmek üzere.Adamın üzerine o kadar yük bindiriyorsun ki artık kaldıramıyor ve istenilen oyunu sergiliyemiyor.Önceki haftalarda yükü az iken, ileri çıkıp gol bile arıyordu. Bu oyuncuyu harcama hoca! Sen maça iyi başlayamazsan Kasımpaşa gibi takımlara direnç kazandırırsın. Beşiktaş gibi büyük bir takımın her maçına baskılı, presle başlaması gerekmektedir.
Bir de son olarak satırlarıma şunları eklemek istiyorum.Beşiktaş'ın penaltıcısı Bobo olmalıdır.Bundan önce böyleydi, bundan sonrada böyle olmalıdır.Brezilya'lı forvet sahaya, 10 maç 7 gol ile çıktı.Gol krallığında Beşiktaş'ın en iddaalı ismi.Bence hakediyor o penaltıları kullanmayı.Ben beğeniyorum Bobo'nun futbolunu...
Quaresma da önümüzdeki haftalarda hazır hale gelecek ve bahanen kalmayacak. Artık ilk 3 sırada Anadolu takımları var, işler her geçen gün zorlaşıyor.

7 Kasım 2010 Pazar

Beckham'ın Kamera Şakası

 Beckham'ın Ellen Degeneres ile birlikte yaptığı kamera şakası. O bir David Beckham, içimizden biri.

6 Kasım 2010 Cumartesi

Kasap Havaları'ndan Seçmeler


Ben Thatcher Vs Pedro Mendes - Watch more Funny Videos

 Ben Thatcher Pedro Mendes'in kafasını vücudundan ayırmak için uğraşıyor ama, maalesef. Halen yaşıyor utanmaz.

5 Kasım 2010 Cuma

Avrupa Ligi'nde 4. Hafta Sonrası Görünüm


Avrupa Ligi'nde 4. maçlar oynandı. Kupadaki tek Türk temsilcisi Beşiktaş, Porto deplasmanından puanla dönerek bana göre ikinciliği garantiledi. Sırayla gruplardaki son duruma bir göz atalım:


A Grubu:
Hafta sonu Milan'ı yenerek bizi yatıran Juventus, dün akşam da Salzburg'u yenemeyerek yine kupon yırttırdı. 4. maçlar sonunda 4. beraberliğini alan Juventus'un bu gamsız oyunu grubun az şans verilen takımı Lech Poznan'ın iştahını kabarttı. Dün akşam izlediğim Juventus, Salzburg önünde kaleye gitmekte bile zorlandı. Lech Poznan ise Polonya'da City'i 3-1 mağlup ederek iddiasını kanıtladı. Manchester'daki ilk maçta oynadıkları açık futbol ve gösterdikleri çaba ile alkış toplamışlardı. Dünkü galibiyetleri şaşırtıcı olmadı bana. Juventus 7 puanlı City ve Poznan'ın 3 puan gerisinde ve daha Polonya deplasmanına gidecek. Büyük takım zamanı geldiğinde gereken skoru almayı bilir hele hele İtalyan takımıysa, ama Juventus bu oyunuyla bir üst tura çıkmasın bi zahmet. Poznan hakediyor.
B Grubu:
B grubu beklenen sıralamayla 4. maçları bitirdi. Evinde 90. dakikada attığı golle Aris'i mağlup eden Leverkusen ve deplasmanda lig şampiyonluğu sarhoşu Rosenborg'u 2-1'le deviren Atletico Madrid grubun ilk 2 sırasında. Almanya'da oynayacakları karşılaşma grubun liderini belirleyecek. 4 puanlı Aris ile 3 puanlı Rosenborg'un sırasıyla 8 ve 7 puanlı rakiplerini son 2 maçta alacakları puanla yakalayamayacakları aşikar.
C Grubu:
Lille ve Sporting Lisbon kuralar çekildiğinde grubun favorilerindendi. Lisbon 3 galibiyetle 9 puan toplayarak farkını belli etti, fakat Lille 2. sırada olmasına rağmen diğer 2 takımdan henüz kopamadı. Gent ve Levski Sofia 5 puanlı Lille'i 4'er puanla takip ediyorlar. Kalan son 2 maçta alınacak skorlar lider de dahil olmak üzere her takımın sıralamasını değiştirebilir. Fakat ben Lisbon ve Lille'in sürprize izin vermeyeceklerini düşünüyorum.
D Grubu:
Dün akşam oynanan maçlardan sonra D grubu karıştı. Paok evinde Villareal'i mağlup etti, Dinamo Zagreb ise deplasmanda Brugge'e 2-0'lık üstünlük sağladı. Haftaya lider giren Villareal 6 puanla 3. sıraya geriledi, kazanan Zagreb ve Paok 7'şer puan ve averajla sıralandılar. Brugge ise favorilerden olduğu gruptan sadece 2 beraberlik çıkararak 4. maçlar sonunda hayal kırıklığı yaratmaya devam etti. Bu grubun düğümünü son hafta oynanacak olan Zagreb - Paok maçı çözer. Bu maçı kazanan Villareal'in yanında bir üst tura yükselir.
E Grubu:
Kuralar çekildiğinde E grubunda favori gösterilen takımlar bi önceki sezonun Hollanda şampiyonu Alkmaar ve Ukrayna'nın en büyüğü Dinamo Kiev'di. Şu anki tablo ise hayli şaşırtıcı. Beyaz Rusya temsilcisi Bate Borisov Alkmaar'a evinde 4 çekti, Ukrayna deplasmanından puan çıkarttı, Moldova temsilcisi Sherrif'i 2 maçta da mağlup etti ve 10 puanla ikinci tur vizesini cebine koydu. 7 puanlı Kiev de 2 maç kala rahat durumda. 3'er puanlı Sheriff ve Alkmaar'a ufak çaplı bir mucize gerekiyor bir üst tur için. 
F Grubu:
CSKA Moskova bu grubun babası olduğunu 4 maçta 12 puan yaparak kanıtladı. 12 gol atarak yaptıkları 11 averaj da çarpıcı bir istatistik. Palermo'yu 2 maçta da 3'er gol atarak sahadan silen Rus temsilcisi bundan sonra makara kukaraya vurabilir. İkinci durumdaki Sparta Prag ise geçen haftaki 3-3'lük Lausenne şokunu atlattı, rakibini deplasmanda mağlup ederek 7 puan yaptı. 3 puanlı Palermo Avrupa Ligi'ni pek sallamaz görünüyor, maçlara çıkarılan kadrolar ve oynanılan oyun itibariyle.  İsviçre 2. lig temsilcisi Lausenne ise aldığı 1 puan ve dişli rakiplerine kafa tutmasıyla bence üzerine düşeni yaptı.
G Grubu:
Nasıl Moskova F Grubu'nun babasıysa Zenit de G Grubu'nun babası. 4 maçta 12 puan. Zenit'i çıkarınca geriye kalan ise tam bir cadı kazanı. 4'er puanlı Anderletch ile AEK ve 3 puanlı Hajduk Split aldıkları puanları birbirlerinden kopardılar. Anderlecth AEK'yı yendi, AEK Hajduk Split'i, Hajduk da Anderletch'i. Dün akşam Hajduk evinde Zenit'e yenildiğinde, AEK ve Anderletch berabere kalarak düğümün üstüne bir düğüm daha attılar. Anderletch diğerlerine göre bir adım önde, Hajduk'u evlerinde konuk edecek olmaları şanslarını arttırıyor.
H Grubu:
Getafe ve Stuttgart grubu zorlanmadan ilk 2'de tamamlar diyenler, yanıldı. Stuttgart puan kayıpsız lider konumunda fakat, Getafe 3 puanla sonuncu durumda. Fenerbahçe maçlarından tanıdığımız Young Boys aldığı 2 galibiyet ve 6 puanla 2. sırada. Odense ise ilk puanlarını 4. maçında Young Boys'u 2-0 mağlup ederek kazandı. Getafe hala toparlanabilir. Ancak tıpkı Palermo gibi Getafe'nin de Avrupa Ligi'nde tercih ettiği kadro, tam anlamıyla Avrupa'yı umursamamak demek. Gönlüm göze hoş gelen futbol oynayan Young Boys'dan yana ama, Getafe kupaya devam etmek isterse, fikstür gayet uygun.
I Grubu:
PSV Eindhoven rahat maçlar çıkartarak zorlanmadan 10 puanla zirveye oturdu. Beşiktaş'ı Ukrayna'da telef edip adını duyuran Metalist ise 7 puanla ikinci. Sampdoria'nın ise 5 puanı var. Bu grubun kaderini PSV tayin edecek. Metalist ve Sampdoria'nın grubun şamaroğlanı puansız Debreceni ile oynayacakları maçları galip kapatacaklarını düşünürsek, 2 takımın da PSV maçlarından alacakları puan ve puanlar grupta sıralamayı ortaya çıkaracak. PSV halen rahat değil, çünkü 2 karşılaşmayı da kaybederlerse 3.lüğe düşebilirler. Alacakları 1 puan onları rahatlatır.
J Grubu:
Kupanın ölüm grubu olarak adlandırılan J Grubu'nda Sevilla, PSG ve Dortmund kıyasıya çekişiyorlar. Her ölüm grubunda olduğu gibi bu grupta da bir şamaroğlanı var; Galatasaray'ı eleyen Karpaty Lyiv. Sevilla 4 maçta 9 puan toplarken tek yenilgisini evinde PSG'den aldı. Grubun tek yenilgisiz takımı PSG ise 8 puanda. İçeride oynayacakları Sevilla maçı onları da lider de yapabilir, 3. de. PSG ile 2 maçta da berabere kalarak kaderini son hafta oynayacağı Sevilla deplasmanından çıkaracağı puan sayısına bırakan Dortmund ise 5 puan topladı. Son 2 maç her türlü sonuca açık. Benim favorilerim ise Sevilla ve PSG.
K Grubu:
Liverpool son maçta Napoli karşısında Gerrard Baba'nın 3 golüyle 1-0'lık mağlubiyeti lehine çevirmesini bildi ve 8 puana ulaşarak büyük avantaj yakaladı. Napoli ise hayal kırıklığı yaratmaya devam etmekte. Favori gösterildikleri grupta sadece 3 beraberlik elde ederek 5 puanlı Steaua Bukreş'in altında kaldılar. Utrecth ise kuralar çekildiğinde ne kokar ne bulaşır görüntüsündeydi. Onlar da Napoli ile aynı şekilde 3 beraberlik alarak averajla son sırada yer aldılar. Lider Liverpool olacak, bu belli. İkincilik için de adayım fikstür avantajıyla Napoli. Bükreş ve Utrecth maçlarından 2 galibiyet çıkarabileceklerini düşünüyorum
I Grubu:
Ve gelelim bizi asıl ilgilendiren gruba. I grubunda Porto ile birlikte bir üst tura en yakın aday olarak gösterilen Beşiktaş, ilk 2 maçta kazandığı 6 puanla CSKA Sofia ve Rapid Wien ile arasındaki farkı ortaya koydu. Porto da kendinden beklenileni yaparak bu 2 takımı mağlup etmeyi bildi. Grubun liderini tayin edecek karşılaşmalarda Porto rakibini deplasmanda 3-1 yenerken, dün akşamki rövanşta ise ikinci yarı en az 6 pozisyon harcayan Beşiktaş 1-1'lik skora razı oldu. Porto 10 puanla zirveye bayrağı dikerken Beşiktaş da 7 puanla rakiplerine 4'er puan fark attı. Kalan son 2 karşılaşmada Beşiktaş'ın ilk 2'den düşmesi için epey bir uğraşması gerekiyor. Rakipler kendisine göre çok zayıf. Beşiktaş içeride Rapid'i, dışarıda da CSKA'yı mağlup ederek üst tura yükselecektir.

4 Kasım 2010 Perşembe

Remember Remember the 6th of November



Tarih 6 kasım 2002 . Türkiye'de ramazan vakti.. İftar vakti Biga'da kimsecikler yok sokakta, bense dersten dönüyorum eve.. Sonra atıştırıyorum bir şeyler.. Erteleme maçı var o gün, büyük derbi : Fenerbahçe-Galatasaray. En son erteleme maçında 1999'da Marcio ve Hasan Şaş'ın golleriyle 2-0 öne geçen Galatasaray'a Viorel Moldovan cevap vermişti ama yetmemişti yağmurlu ve soğuk gecede.Galatasary'ın Kadıköy'deki son galibiyetiydi o zaman. Şimdi de geçerli bu istatistik. Hafta arası olması pek güzel bi durum değil tabi bir derbi için. biraz bir şeyler eksik. Canlar sıkkın ama heyecan yine de var elbette içimde. Kahveye gittim. Oturdum izlemeye .Sırasıyla gelen golleri tekrar hatırlayabiliriz çünkü unutmadık. Tuncay kornerden gelen topu kafayla ağlara yolladı. Sonra Ortega da kafayla gol attı Mondragon'a. devre 2-0. Maçın devresinde Rıdvan Dilmen şöyle demişti : En tehlikeli skor 2-0'dır. çünkü rakip 1 gol atarsa maça ortak olur. Ama o gece öyle olmadı. Aslında ortam müsaitti. Ortega atıldı oyundan, 10 kişi kaldı Fenerbahçe. Ama Serhat Akın'la gelen 2 gol tanıdık bir skoru oluşturdu 4-0. Fakat daha bitmemişti. Ceyhun ve Ümit Özat çıktı sahneye . Neler oluyor amanın, durun yapmayın, vurmayın adam öldü .. Fenerbahçe seyircisi stattakiler şöyle diyordu : 7 geliyor 7 yarele yarele ! ... Öyle sıradan başlayan akşam bir partiye dönmüştü. Ve yıllar geçse de unutulamaz unutulmayacak.. Ne bir Fenerbahçe'li ne bir Galatasaray'lı unutacak o maçı.

Medya Maymunu!!


Bugün LigTv'de evinin kapılarını bilmembişey programına açıp gösterdiği performanstan sonra gördüm ki, bu denyo bu beyinle şimdilerde bindiği Ferrari'yle birlikte öbür dünyaya uçar. Mustafa Denizli Hoca'ya böyle bir denyoya Beşiktaş forması giyme imkanı vermediği için çok teşekkür ediyorum. Büyüksün hocam. Tüm forvetlerin sakatken bile bu karaktersizin suratına bakmadın ya, duruşuna hayranım. İşte Batuhan'ın mallıklarından birkaç kuple. En alttaki linkte de LigTv'ye verdiği röportaj var.


batuhan serdar ozkan pazarlık
Yükleyen footballove. - En yeni ve en heyecanlı spor videolarını keÅ�fedin.


Penalty raté : Euro -17 ans (2008)
Yükleyen Fabrice-94. - Basketbol, beyzbol, güreÅ� ve diÄ�er spor videoları.


http://www.ligtv.com.tr/VideoHaber/Default.aspx?r=1&hid=81443

Geri Dönüşler

Sporcularda, takımlarda her zaman geriden gelenin bir avantajı olduğu gerçek..
03 Mayıs 1989 Galatasaray-Fenerbahçe maçı:
Galatasaray Tanju'nun 3 golüyle devreyi 3-0 önde kapatmıştı. Gs cephesinde Tanju Fb seyircisine gülerek el sallayarak soyunma odasına gidiyor, içerde Mustafa Denizli a.k.a. neççede , skoru koruyalım diyen oyunculara tarihi farka gideriz diyordu. Herkes Fbli arkadaşlarını küçüklerini büyüklerini aşağılıyor, alay konusu yapıyordu. Diğer cephede ise soyunma odasında soğuk zeminde fırça yemeyi bekleyen Fb'li oyuncular vardı. Todor Veselinovic ise o çökmüş futbolcularına :  "biz bir maç oynadık, 3-0 kaybettik ve elendik.şimdi ikinci bir maça çıkacağız. sizden isteğim, bir gol atın ve bu yeni maçı benim için 1-0 kazanın" der. Ne taktik ne sistem konuşulur. Oyuncular odadan birer birer çıkarken Veselinoviç Rıdvan'ı kolundan yakalar ve "çocuk" der,"sakın o golü devrenin başında atmayın, yoksa beşlik yaparsınız bunları".  Sahaya çıkan Fenerbahçe Aykutun sıfırdan tavana astığı ve herkesin evlerine o tavandan çıkan sesin ulaştığı bir golle başlar ve ardından Rıdvanın getirip Hasan Vezir'in attığı 3 golle maç 3-0'dan 4-3'e gelir.
21 Nisan 2001 Fenerbahçe-Gaziantepspor maçı:
İlk devre Hakan Bayraktar Erhan Albayrak ve Hasan Özer'in golleriyle 3-0 soyunma odasına giden şampiyonluk adayı Gaziantepspor ve Rakibi Fenerbahçe.. İkinci devre için sahaya çıkan Fenerbahçeli futbolcular seyircinin tepkisinden çekiniyorlar, yarım ayakla çıkıyorlar adeta sahaya.Fenerbahçe seyircisi o sezon sahasında hiç yenilmemiş, hiç berabere kalmamış takımını yanına çağırıyor : Buraya buraya Fenerbahçe buraya.. ikinci yarı başlıyor. İlk gol 63'te Revivoyla geliyor. 67'de Rapaic, 74'te Uche 3-3 yapıyor. stat yıkılacak adeta . tıpkı 2. yarı başlarken olduğu gibi. Bir ara ben de sesim , boğazım patlarcasına hale geldiğinde durdum, sustum ve şöle bir etrafı izledim bir anlık.. Ve cidden öyle bi inanç yoktu diye düşündüm. Kendi takımımın sesinden tırsmıştım adeta ..80'de gelen Rapaic'in 4 kişiyi geçip - sonuncusu bacak arası ve devamında tökezleyerek- aşırtma vuruşuyla Ömer Çatkıç'ı ve Gaziantep'i bitiren o muhteşem golünde zaten herkes kendinden geçmişti. İlk yarı sıkıntıdan üstünü başını yırtan Fenerbahçeliler ikinci yarı sevinçten üstünü başını yırtıyordu.
9 Aralık 2004 San Antonio Spurs - Houston Rockets maçı:
Maçın bitimine 1 dakika kala San Antonio 74-64 öndeydi. İki top çalma ile skoru Houston 74-68'e getirdi.Taktik faullerle skor 76-68 oldu. Tracy McGrady el üstünden soktuğu üçlükle skoru 76-71'e taşıdı 35 saniye kala. Taktik faulleri Devin Brown sayıya çevirdi: 78-71.T-Mac kendisini savunan Duncan'ın üstüne gitti ve zıpladı yere inerken Duncan kontrolsüz olarak Tracy'nin üstündeydi ve düşerken topu potaya gönderen T-Mac'in üçlüğü isabetliydi ve bir de faul gelmişti. Faulü sayıya çeviren McGrady 4 sayılık bir oyunla skoru bitime 24 saniye kala 78-75 yaptı. Houston Rockets baskılı savunma sonrası topu çalamadı ve Duncan'a faul yaptılar 16 saniye kala. Faul problemleri yaşayan Duncan ikide iki soktu: 80-75. son molayı alan Rockets bundan sonra topu rakip sahaya taşıyamayacaktı. O hücumda en iyi savunmacılardan bruce bowen'ın savunmasına rağmen T-Mac yanıyordu : 80-78. Artık 11 saniye kalmıştı ve San Antonio'daydı hücum sırası. Mola alan San Antonio topu rakip sahaya taşıdı. En iyi faul atıcıları Devin brown'a verdiler topu. Orda yaşadığı baskıyla ayağı kayan Brown yere düştü, top ortadaydı.. Rockets'li oyuncular topa atlayacaklardı ancak orda biri vardı : Tracy McGrady!! Adam topa öyle bir atladı ki bırakın o top benimm der gibiydi ! Çaldı topu 7 saniye kala T-Mac rakip sahaya sürdü sürdü peşinden gelen 2 , önünü kapamaya gelen 2 Spurs'lü vardı. yükselen T-Mac üçlüğü gönderdi ve top çemberden geçti. 81-80 öne geçirmişti takımını T-Mac ve o anda yaşadığı o duygu yoğunluğu ile dönerek sevinçten yumruğunu sallayan ve suratında o 35 saniyenin hem bir ömür kadar bir zaman olduğunu hem de bir saniye kadar kısa olduğunu anlatıyordu adeta!
31 Ekim 2010 Jun Mizutani - Zhang Jike maçı:
Almanya'nın Magdeburg kentinde düzenlenen 2010 Masa Tenisi Dünya Şampiyonası'nda yarı finalin ilk maçında ilk 3 seti Japon Mizutani 13-11, 12-10, 11-7 alırken sonraki 4 seti ise Çinli Zhang 11-9, 11-5,
14-12, 11-4 alarak 3-0'dan geri gelerek 4-3 maçı aldı ve adını finale yazdırdı. maç bittiğinde çinli masa tenisçisinin hocasının öğrencisine çılgınca bağırarak ona hatalarından sıcağı sıcağına bahsetmesi ise oldukça ilginç bi görüntü oluşturmuştu.

Türk Basınından İnciler - 6

 Sadece manşet değil, bütün sayfa bomba.

3 Kasım 2010 Çarşamba

DOLDO!!!

ofsayt, ofsayt ya!!!yapmayın!yapmayın!yapmayın!yapmayın be!Uzaklaştır topu çıkar çıkar çıkar Sabri topu!!!afferin oğlum!!Eyvah Eyvah!!Volkan yapma kırmızı kart, Yapma Volkan ya!!!Zaten öyle bi attı ki oyuncu, yapma!!OYUNCU DEĞİŞİKLİĞİ HAKKIMIZ DA DOLDOO!!Oyuncu hakkı, eöeeöeöe DOLDOO!!Yapma!!!

ŞAMPİYONLAR LİGİ SİSTEM ANALİZİ



508 - Auxerre - Ajax: Auxerre'nin bu maç belkide son şansı.Grupta 0 puanları var.Üçüncülüğe çıkabilmeleri için bu maçı mutlaka kazanmaları gerekiyor.Ajax'ı 1 puan tatmin eder düşüncesindeyim.İki takımda ilk yarı temkinli olacaklardır.İY-0
509 - Basel - Roma: Basel İtalya'da süpriz bir şekilde rakibini devirdi. B.Münih'i grup birincisi olarak bir kenara koyacak olursak, diğer 3 takımın 3 puanı var ve ikincilik şansları devam ediyor.Roma kötü durumda ve hafta sonunda başkent derbisinde Lazio'ya konuk olacaklar.Basel bir süprize daha imza atabilir.MS-1
510 - Cluj - Bayern Münih: Grubun bir diğer maçında Alman temsilcisi sahaya daha rahat çıkacaktır.Cluj ligteki tek galibiyetini kendi evinde Basel'e karşı almıştır.Bu maçta çıkacak bir beraberlik iki tarafıda üzmez.MS-0
511 - Chelsea - Spartak Moskova: Grupta rahat pozisyonda olan İngilizler son maçında Rusya'da 3 puanı çok rahat çıkarmıştır.Kendi evinde oynadığı maçlarda sezon başından beri handikabı geçen Chelsea bu maçtada en az 2 farka ulaşacaktır.MS-1(h)
512 - Milan - Real Madrid: Milan'ın artık gruptan lider olarak çıkması neredeyse imkansız.Ben Real Madrid'in liderliği kaptıracağını düşünmüyorum.O zaman Milan'ın çekişeceği rakip Ajax olacaktır.Milan'ın bu maçta yenemesede yenilmemesi gerekmektedir.İspanyol temsilcisinin tuzu kuru.MS-0
513 - Partizan - Braga: Partizan Düşler ligine devam edebilmek amacıyla bu maça asılacaklardır.Ateşli taraflarlarını arkalarına alarak maça tempolu başlayacaklardır.Fakat bu baskı geri tepebilir.Braga'nın her ne kadar deplasman performansı kötü olsa da, bu maçtan mağlup ayrılmayacaklardır.İY-MS: 0/2
514 - Shaktar Donetsk - Arsenal: Arsenal 3'te 3 ile Ukraynaya gidiyor. Ama rakibinin hemen arkasında 6 puanla oluşu, işi ciddiye almaları için yeterli olacaktır.Ukrayna temsilcisi öncelikle bu maçta yenilmemelidir.Beraberlik Shaktar'ı üzmeyecektir.MS-0
515 - Zilina - Marsilya: Grupta 0 puanı bulunan Zilina'nın pekte iddiası yok Düşler ligine gidebilmek için. Rus ekibinin İngiltere'de 3 puan bırakma olasılığına karşı Marsilya burada fire vermeyecektir.MS-(h)2

508 - iy-0
509 - ü Banko
510 - 0
511 - 1(h) Banko
512 - 0
513 - 0/2
514 - 0
515 - (h) 2

Şampiyonlar Ligi 4. Haftası, 2. Gün


Dün oynanan 8 maçın 4'ünde karavana attığımı belirterek 2. gün için sallamaya başlıyorum. (Bu arada Barcelona hakikaten maç seçiyor.)


E Grubu:
Basel - Roma: Roma'ya kendi evinde çok acı bir sürpriz yapan Basel, bugün mağlup olmazsa iddiasını gayet güçlü olarak son maçlara taşıyacak. Roma, bir İsviçre ve bir Romanya takımının bulunduğu grupta sonuncu durumda. Geçen sezon Avrupa Ligi'nde bu sahada Basel'e 2-0 mağlup olmuşlardı. Bu akşam 2 takım da golle buluşur ve üst barajını aşarlar diye düşünüyorum. (ÜST)
CFR Cluj - Bayern Munih: Münih'te güçlü rakibine kök söktüren Cluj, kendi kalesine 2 gol atarken Mario Gomez'in ayağına çarpan bir topun da golle sonuçlanmasıyla 3-2'lik bir mağlubiyet aldı. Oyun olarak Bayern karşısında ezilmediler, kendi karakterlerini sahaya yansıtmaya çalıştılar. Şu anki 3 puanlarının üzerine en az bir beraberlik koyabilirlerse grubun puan kaybı olmayan takımı Bayern Münih önünde sahadan mutlu ayrılabilirler diye düşünüyorum. Cluj yenilmez sanki. (10Ç - ÜST)

F Grubu:
Chelsea - Spartak Moskova: Chelsea da Bayern Münih gibi Şampiyonlar Ligi'nin an itibariyle en rahat takımlarından. 3'te 3 yaparken hiç zorlanmadılar. Moskova'da rahat bir 3 puan almışlardı. Bugün de henüz ilk yarıdan istediği skoru elde edeceğini düşünüyorum Chelsea'nin. (H1, İY1)
Zilina - Marsilya: Marsilya'nın gruptaki asıl rakibi Spartak Moskova. Bugün Chelsea önünde muhtemel bir 3 puan kaybına uğrayacak olan rakibini yakalamak için bugün Çek Cumhuriyeti'nden mutlaka galibiyetle dönmesi gereken Marsilya, haftasonu lig maçı da oynamadı. Tamamiyle bu maça konsantreler. Zilina güçlü rakiplerin yanında kadro kalitesi olarak zayıf kaldı. Oynadıkları Moskova maçını izleme imkanı bulmuştum, kapasiteleri sınırlı. Marsilya kazanır hacı. (2, H2)

G Grubu:
Auxerre - Ajax: İlk kez katıldığı Şampiyonlar Ligi'nde henüz puanla tanışamayan Auxerre, grupta oynayabileceği en kolay maçı oynuyor. Hollanda'da rakibine boyun eğen Fransızlar bugün de puan alamazsa grubu sıfır çekerek kapatabilirler. Ajax bu deplasmandan çıkarabileceği 3 puanla Milan'la olan ikincilik savaşını daha rahat sürdürebilir. Ortada bir oyun. Kim kazanır tahmini yapmaktan durulmalı bence. 2 takımın da gol bulabileceğini düşünüyorum ben. (TGS 2-3)
Milan - Real Madrid: Madrid'de oynana ilk karşılşmada Real Madrid gayet kısa kesmiş v e ilk 15 dakikada bulduğu 2 golle karşılaşmayı kazanmıştı. Milan oyunda belli zaman dilimlerinde hakimiyet kursa da fazla pozisyon bulamadan maçı bitirmişti. Bu akşam da çok farklı bir skor beklemiyorum açıkçası. Milan ligde sahasında Juventus'a yenilirken ortaya koyduğu oyunla kimseyi tatmin edemedi. Özellikle savunma hatları berbat denilecek seviyede. Son 4 maçında 19 (yazıyla ondokuz) gol atan Madrid'in 10 golü ise Ronaldo'dan geldi. Şopar çılgın atıyor adeta. Mourinho 3 gol atamadan soyunma odasına gelirlerse futbolcuları falakaya yatırıyor.  İtalya'da hele hele Milan'a yenilmek Mourinho'nun façasını fena bozacağından, elinde "haydar" ile soyunma odası kapısında bekleyecek teknik direktörlerini kızdırmak istemeyen Madrid'liler en kötü bir puanla dönecekler. Madrid galibiyeti de gayet olası. (02Ç, 2)

H Grubu:
Partizan - Braga: Portekiz'in yükselen değeri Braga, gruptan çıkma mücadelesine devam ediyor. Partizan ise henüz puan alamadı. Braga kazanırsa ikincilik iddiasını güçlendirecek. Partizan'a oranla daha tempolu ve doğru bir futbol oynayan ve daha kaliteli bir kadroya sahip olan Braga, 2.80 oran ile iddaa listesinde. Braga kazanabilir, kazanamasa da yenilmez bana göre. (2, 02Ç)
Shaktar Donetsk - Arsenal:
Londra'da oynanan maçta Lucescu'ya fazla güvenerek Arsenal'e oynayamamıştım. Fakat Arsenal rakibine tam 5 gol atarak  Braga ve Partizan'a karşı kazandığı kolay galibiyetlerin tesadüf olmadığını gösterdi. Lucescu 5-1 için intikam yeminleri etmek yerine kendine yeteri kadar alıp çekilmeyi seven, haddini bilerek oynayan bir teknik direktör herkesin bildiği üzere. İkincilik yolundaki rakibi Braga'yı deplasmanda yenen Ukrayna takımı rövanşı da evinde oynayacağını hesap ederek bu akşam alacağı 1 puanın kendine yetebileceğini düşünebilir. Arsenal'de Fabregas kesin yok, Song , Arshavin, Denilson maç saati belli olacak. Önce beraberlik.(0, ALT)

Gareth Bale Strikes Again...



"Defans oyuncusunun oyuna katkısı nedir yeeea, gol yedirmesin yeter yeeaa, golü asisti ileridekilere bıraksınlar  bekler ayaklarındaki topu ortasahaya versin başka bişeye gerek yok yeeeaaa" diye çığıran Sergen Yalçın, herhalde Gareth Bale'ı izlerken (tabi izlediyse) kepçe kulaklarının uçlarından başlamak üzere ince ince kızarmıştır. Ilk maçta İtalya'da Inter'e tek başına 3buçuk attıran Gareth Bale, dün akşam İngiltere'deki rövanşta 2. ve 3. gollerin asistini yaparken dünyanın en iyi beki denen Maicon'a adeta bir Hakan Balta, bir Önder Turacı'ymışçasına davrandı. Tottenham Inter'i 3-1 yenerek liderliğe otururken, Gareht Bale da büyük ihtimalle gelecek sezon Tottenham da tutulamayacağını gösterdi. Real Madrid ve Mancester City bastırır parayı diyorum ben.


Tottenham 3-1 inter Milan Gareth Bale şov

2 Kasım 2010 Salı

Şampiyonlar Ligi 4. Haftası


Şampiyonlar Ligi'nde 4. haftaya geldik. Bu organizasyondaki tek Türk takımı olan Bursaspor'un puanı ve golü yok henüz. Ama azim yönünden hiç kimseden geri kalmıyorlar. Her karşılaşma öncesi verdikleri demeçlerde en az 1 puan alıyorlar. Bu da 3 maçta 3 puan eder. Bugün Manchester United karşılaşmasından önce verilecek bir 3 puan demeci Bursaspor'un gruptan çıkma yolunda dev bir adım atmasını sağlar.
Bugünkü maçlarla ilgili tahminlerimi sallayacaktım ben, bir anda kaptırdım gitti. Evet, Bursa'yı sevmiyorum.

A Grubu:
Tottenham - Inter: Tottenham İtalya'da 10 kişiyle Inter'in ağzından burnundan kan getirdi. Gareth Bale karşılaşmaya damga vurmuştu. Rövanşta kendi sahasında taraftarıyla daha şanslı olan takım Tottenham bana göre. Yenilmezler sanki. (10ç- ÜST)
Werder Bremen - Twente: Bu sezonun en dengesiz takımları arasında kesinlikle ilk 3'te bulunabilecek kapasitedeki Werder Bremen, deplasmanda PSV'yi yenerek Eredivisie'yi karıştırmış Twente'yi konuk ediyor. Hangi sonuç çıkarsa çıksın şaşırtmaz. Ama defalarca gol olur. (ÜST)

B Grubu:
Benfica  - Lyon: Son haftalarda toparlanan Lyon evinde Benfica'yı mağlup etmişti. Rövaşta iki takımın da karşılıklı goller bulacağını düşünüyorum. (TGS 2-3)
Hapoel Tel Aviv - Schalke 04: Grubun şamaroğlanı Hapoel ilk puanının peşinde. Fakat Schalke diğer 2 rakibinin kapıştığı haftada kazanarak avantaj sağlamasını bilecektir. (2)

C Grubu:
Bursaspor - Manchester United: Demeç şampiyonu Bursaspor ilk golü veyahut ilk puanı arıyor. Manchester United Türkiye'ye çok rahat geldi. Hatta Fergie "Bursaspor 55-0 kazanır" diyerek makaraya bile sardı. Ertuğrul Sağlam kaybettiği 3 maça göre daha ofansif ve gol arayan bi kadroyla oynayacağını söyledi. Futbolcular da kendilerini kanıtlama ve onurlarını kurtarma mücadelesinde olacaklar. Fakat fazla motivasyon Manchester'in ekmeğine yağ sürer. Onlar da kazanırlarsa kalan son 2 maçı formaliteye dönüştürebileceklerinin farkındalar. Manchester kazanır, Bursaspor ilk golünü bulur. (2 ve ÜST)
Valencia - Rangers: Valencia ligde oynadığı son 2 iç saha maçında 5 puan kaybederek artık içeride de güvenilmeyeceğini gösterdi. Rangers ligde lider, grupta ise yenilgisiz. Kesinlikle 1.25'lik maç değil. İddaa'ya bu karşılşmaya açtığı oranlar için ne kadar bela okusak az. Çok gollü bir karşılaşma olacağını sanmıyorum, zeminin bozukluğunun da etkisini düşünürsek, saman gibi bir futbol maçı bizi bekliyor kanımca. (ALT)

D Grubu:
Rubin Kazan - Panathinaikos: Takımların ismini yanyana koyup okuduğumda alt diyesim geliyor. Yunanistan'daki ilk karşılaşmada da az pozisyon ve golsüz eşitlik vardı. Rubin sahasında kazanarak muhtemelen bugün sahasında 3 puan kaybedecek olan Kopenhag'a yaklaşır diye düşünüyorum. (1, İY 0, ALT)
Kopenhag - Barcelona: Nou Camp'taki karşılaşmada Barcelona 90. dakikada Messi ile handikapı aşıp bahisçileri coşturmuştu. Danimarka'da da farklı bir skor beklemiyorum ben. Bu sezon maç seçen Barcelona eğer ki bu maçı da seçtiği maçlar arasına alırsa handikap rahat aşılır. (2, H2, ÜST)


Not: Tahminlerime göre oynayıp da yatan kuponlar için mesuliyet kabul etmiyorum. Kelin ilacı olsa başına sürer. Tek maçtan yatmaktan anam ağladı.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Yorumsuz...

Sergen'in twitter profilinde kullandığı fotoğraf.

Nuri Şahin'li Borussia Dortmund!!!


Bundesliga'nın efsanelerinden Borussia Dortmund liderlik koltuğu için kazanmak zorunda olduğu Mainz deplasmanından 2-0'lık bir galibiyetle dönerek bu sezon şampiyonluk için en büyük adaylardan olduğunu kanıtladı ve tepeye yerleşti. Sarı-siyahlılar Mainz önünde evinde oynadığı tüm takımlara karşı nefes aldırmaz bir baskı kuran rakibine karşı rahat bir oyun ortaya koydu. Tabi ikinci yarının başında ev sahibi ekibin kaçırdığı penaltı da bu rahatlıkta pay sahibiydi. İşim, gücüm, hayatım futbol ve bahis olduğu için Bundesliga maçlarını da sıklıkla takip ediyorum. Ve Dortmund şu an oynadığı futbolla gerçekten diğer takımlardan ayrılıyor. Başarıya çok çok açlar, bu da onları diğerlerinden bir adım öne çıkarmakta. Nitekim, her sezon Westfallen'i hınca hınç dolduran Dortmund taraftarı en son şampiyonluğu 2001-2002 sezonunda gördü. Bundesliga'da startta numarayı alarak öne fırlayan, fakat ligi şampiyondan fark yiyerek bitiren çokça takım gördük (son örnek geçen sezonki Leverkusen). Belki konuşmak için daha çok erken ama, bu sezon Nuri, Barrios, Kagawa gibi çok önemli hücum silahlarının arkasına Subotic, Hummels, Scmelzer gibi genç ve dinamik savunmacılar ve Weidenfeller gibi çok tecrübeli ve iyi bir kaleci koyan Dortmund için şampiyonluk çok uzak değil. Takıma katıldığı 2007-2008 sezonuyla birlikte ekibini çıkışa geçirerek her sezon sıralamada yükselten Jürgen Klopp da oynatmamaktan çok oynamayı seven ama hücum-savunma dengesinde başarılı (Schuster'in aksine) başarılı bir teknik direktör. Eminim gelecek sezon Şampiyonlar Ligi'nde bir Bayern Münih yerine Dortmund'u görmek çok kişiyi mutlu edecektir.

Rica: Burdan Konami'ye sesleniyorum; Alman ligi'ni koyun artık PES'e!!yamayla mamayla uğraştırmayın lan!!

2 Yetmez Bize


Necip'in golüyle Beşiktaş Sivasspor karşısında 2 farklı üstünlüğü yakaladığında, böyle bağırıyordu Beşiktaş kapalısı. Haklıydılar, eğer Beşiktaş taraftarıysanız 2 asla yetmez size. Rakip kim olursa olsun, 3 olmalı en az, belki 4. Beşiktaş güle oynaya farklı bir galibiyetle bitirebileceği maçı yine taraftarını kanser ederek sonlandırdı. Ligde son 3 haftayı puansız kapatmanın verdiği sıkıntıyla maça başlayan Beşiktaş, savunmanın göbeğinde yine değişik bir ikili denedi. Toraman'ın yanına monte edilen Ersan ilk 11'deydi ve rahatlıkla söyleyebilirim ki, hiç sırıtmadı. Karşılaşma öncesi taraftarlarca doğum günün kutlanan Guti'nin harika çalımı sonrası verdiği lokum gibi arapasını önüne alan Üzülmez'in gelişine yaptığı ortaya ayak koyan Bobo, Beşiktaş'lıların rahat bir maç seyredip keyifleneceklerini akıllara getirdi, Necip'in golü ise herkese derin bir oh çektirdi. Tribündeki ve ekran başındaki taraftarlar kadar sahadakiler de bayağı bir rahatladı ki, tempo düştü, gol aramak yerine idare eden bir Beşiktaş indi sahaya. Devre 2-0 kapanırken Hilbert'in üstüste yaptığı pas hataları, Ernst ve Necip'in güzel oyunu akıllarda kalanlardı. İkinci yarı Sivasspor geride olmanın verdiği hırs ve motivasyonla daha çok rakip yarı sahada görünmeye başladı. Bobo'nun da gününde olmaması ileriye çıkılan topların duvar gibi dönmesine neden oldu. Guti yorulup, Tabata ve Holosko da çok top kaybı yapınca Beşiktaş mahkum oynayan takım konumuna düştü. 67. dakikada o ana kadar çok iyi mücadele eden ve golüyle de skoru tutan isimlerden olan Necip'in akıl almaz hatasıyla gelen Sivasspor golü, 23 dakikalık eziyetin başlangıcıydı (Ben o hatayı Nihat'ın oyuncu değişikliği için kenara gelip cenabetliğini Necip'e bulaştırmasına bağlıyorum.). Schuster oyunun iyice kendi yarı alanına yığıldığını ve takımının topu rakip sahada tutamadığını gördü ve Fatih'i de Bobo'nun yerine oyuna sürdü. Guti'nin yerine oyuna dahil olan Yusuf'un harika pasını alıp ceza sahasına giren ve penaltı noktası üzerinde boş kaleye vuruş yapabilecek durumda olan Fatih'e çıkarmayan Nihat, tam da kendinden beklendiği gibi kalecinin gözüne vurarak taraftarın küfür kare ası'nda kendine yer buldu. Kullanılan kornerde de Ernst direği geçemeyince eziyet dakikaları sürdü. Ersan hava toplarındaki başarısıyla skorun korunmasında katkı sahibi olurken, Necip'in de yedirdiği golden sonra kendini bir hayli sorumlu hissederek stoperlerin arasına girip savunma yapması ve ayağına gelen tüm topları dan-dun vurarak uzaklaştırması ilginçti. Herkes "yırttık" diye düşünürken Sivasspor gerçekten akıl almaz bir gol kaçırdı Uzatma dakikalarında sol taraftan aldığı topu sürerek karşısında hiçbir Beşiktaşlı olmadan Rüştü'nün burnunun dibine kadar giren Cihan (savunma elemanları Cihan'ın topu ortaya çıkaracağını düşündüklerinden geri geri koşarak içeriyi marke etmekle meşguldüler) çok rahat pozisyonda topu şutladı, Rüştü'yü geçen top direkten döndü ve altıpas yakınlarındaki Mehmet Nas'ın önüne düştü. Mehmet Nas da berbat bir vuruşla topu boş kale dışarı attı. Pozisyonun sürdüğü o 4-5 saniye içerisinde maçı izleyen tüm Beşiktaş taraftarları yepisyeni beyaz saç tellerine sahip oldular. 2-1 sona eren karşılaşmadan sonra konuşan Schuster de takımın içine düştüğü aczi itiraf ederek sezonun en kötü maçını oynadıklarını kabul etti. Görüldü ki, Guti bu takıma çok lazım. En az Quaresma kadar. İkisi bir arada oynadıklarında takımın oyun kalitesini bir hayli yükseltiyorlar, ne güzel. Fakat Beşiktaş'ın bu ikili sahada olmadığı zaman da belli bir oyun karakteri ortaya koyması lazım. Tercih edilen sistem de zaten bilindiği üzere saatli bir bomba. Bakalım bir dahaki patlama ne zaman olacak...Sami Yen'deki Galatasaray maçına kadarki fikstür nispeten rahat. İçeride Kasımpaşa, dışarıda Gençlerbirliği ve yine içeride Konyaspor. Bu 3 karşılaşmadan alınacak 9 puan Beşiktaş'ı zirve yarışı içinde tutar, Galatasaray karşısında oynanacak oyun ve alınacak skor da turnusol kağıdı olur sezonun geri kalanı için.

Not: Sivas'lı Keita da Guti'nin gadasını şöyle bir tarttı, Guti de sinirlenerek sarıyı gördü. Guti'nin alışması lazım, çünkü daha çok tekme tokat dalacaklar ona. Bu daha başlangıç.

30 Ekim 2010 Cumartesi

1-1 LERİNİ YEDİLER...



Süper Toto Süper ligin 10. haftası çekişmeli bir maçla açıldı.Karşılıklı atakların olduğu, yüksek tempolu bir 90 dakika izledi futbolseverler.Fenerbahçe açısından bu maç çok daha önemliydi.Çünkü; geçen hafta ki derbide ezeli rakibini devirememişti ve liderle arasındaki puan farkı 6 idi.Maça da bu istek ve arzu ile başladı Fenerbahçe.Daha kontrollü, orta sahaya hakimdi Sarı Kanaryalar.Bunun sebebi, Aykut hocanın Cristian'a şans vererek orta sahayı kalabalık tutmasından kaynaklandı.Volkan Şen ve Sercan'ın da etkisiz olmasıyla ilk yarı Fenerbahçe'nin istediği şekilde sonlandı.
İkinci yarıya Bursaspor mecburi bir baskı kurdu Fenerbahçe kalesine.Bu baskının erken gol getirmesi Bursalıları morallendirdi şüphesiz.Baskıyı attıran Yeşil Beyazlılar'a Fenerbahçe'nin cevabı bana uyar oldu ve ortaya çok keyifli bir mücadele çıktı.Fenerbahçe'nin yan top yapıp, tempo düşüren oyunu yoktu dün.Buda beni berabere kalsak bile keyiflendirdi açıkçası.Bu tempolu oyunda keşke Niang da olsaydı demekten kendimi alamayacağım.Tam ona göre bir maç oldu Bursa Atatürk stadında.Bu maç bize gösteriyor ki Aykut hoca, özelikle deplasmanlarda Dia veya Stoch'dan bir tanesini kulübede oturtacaktır.Doğrusuda bence bu olacaktır.Fenerbahçe Aragones dönemindeki kadar puan kaybı yaşasa bile, ben güveniyorum bu takıma.Yok artık öyle 85 puanlarla şampiyon olmak.Anadolu takımları kök söktürüyor şimdilerde...

Ne şiş yandı, ne kebap..


Sonucu zirveyi derinden etkileyecek olan haftanın maçında Fenerbahçe, Bursaspor deplasmanından 1-1'lik beraberlikle döndü. Zirveyi takip eden tüm takımların ağzı sulandı, kazanılacak bir 3 puan haftayı 2+2=4 puanlık bir kazançla kapatmak anlamına gelecek.
Karşılaşma Fenerbahçe'nin Bursaspor yarı alanında uyguladığı oldukça yoğun ve etkin bir presle başladı. Emre ve Mehmet Topuz başta olmak üzere Fenerbahçe ortasahası Bursaspor'a rahat top kullanma imkanı vermedi, ileriye uzun ve anlamsız vuruşlar yaparak topu savunmadan çıkarmaya çalışmalarına neden oldu. Özellikle Emre'nin taa orta yuvarlaktan Ivankov'un ayağındaki topu kapmak için kalktığı müthiş deparlar bir anlamda Fenerbahçe'nin oyun anlayışının bir özetiydi. Topu kapıp Bursaspor ceza yayına kadar götürme konusunda sıkıntı yaşamayan Fenerbahçe, pozisyon üretkenliğinde aynı başarıyı gösteremedi fakat, Semih'le öne geçmesini de bildi. Golün yarısından fazlası Emre'nindi. Dakikalar 32'yi gösterdiğinde topa hakimiyet oranı 59'a 41 Fenerbahçe lehineydi. Fakat Bursaspor taraftarın da arkadan itmesiyle yavaş yavaş kısa paslarla sahasından çıkıp Fenerbahçe'yi göbekten delmeye çalıştı, onlarda da üretkenlik sınırlı olunca Bursaspor Sercan'ın Volkan'la karşı karşıyasından başka pozisyon bulamadan devre sona erdi.
İkinci yarı'nın hemen başında yüklenen Bursaspor bir yan toptan golü erken bulunca, tempo arttı. Fenerbahçe tüm ortasahasını olduğu gibi oyuna katmaya başladı. Yobo ve Bilica bile Bursapor yarı alanını sık sık ziyarete başladılar. Batalla'nın ve Turgay'ın ısıran oyununa, Hüseyin de sertliğiyle katılınca kıran kırana ve yüksek tempolu, hiç de alışkın olmadığımız kadar zevkli bir Türkiye Süper Ligi maçı çıktı ortaya. Stoch'un, Gökhan'ın, Caner'in  pek gününde olmaması Fener'in kanatlarını tıkadı. Bursapor'dan Ali Tandoğan ve Volkan Şen de onların bu durgunluğuna baskın bir karşılık veremeyince duran toplar haricinde kenarlardan etkili ortalar gelmedi. Müthiş tempoya ve akıcı oyuna rağmen çok pozisyon üretilemedi. İkinci yarıya damgasını vuran 2 pozisyon ise Sercan ile Volkan arasında cereyan etti. İleride ve çizgi halinde yakalanan Fenerbahçe savunmasının arkasına sarkan Sercan berbat vuruşlar yaparak Volkan'ı ihya etti. "fiyatı bilmemkaç milyon eurodan aşağı değil, çocuğumu keserim Sercan'ı satarlarsa, milli takımda banko oynamalı" gibisinden yorumlarda bulunanlara beceriksizliğiyle tokat gibi bir cevap veren Sercan Yıldırım, kendisinden cacık olmayacağını bana bir kez daha kanıtladı. Futbolun sadece rakibin üzerine doğru top sürüp tek ayağı üzerinde ceylan gibi sekerek rakibin tersine doğru hamle yapmaktan ibaret olmadığını birinin bu denyoya anlatması lazım. Bursaspor'un Fenerbahçe gibi çok önemli bir rakipten alamadığı 3 puanın en büyük sorumlusu o bence.
Biliyorum, sürekli Emre'den bahsediyorum ama kendisine ayrı paragraf açmak lazım. Bu günahım kadar sevmediğim, önümde ölse 1 bardak su vermeyeceğim adam, şu anda süper ligin Serkan Balcı ile birlikte en formda  ve yararlı oyuncusu. Yiğidi öldürsem de hakkını veriyorum, kaptığı toplarla, dikine oynamaktaki başarısıyla, rakibe yaptığı müthiş presle birlikte muazzam yüksek pas yüzdesiyle Fener ortasahasının en değerlisi.
Ha bir de Türk bilimadamlarından bir isteğim var, sadece Bilica'yı öldürecek bir bomba icat etsinler. Dereağzı'na atılınca sadece Bilica ölsün. Şimdiden teşekkürler.

Krispi Beşiktaş'ta!!!


Allah'ın aşkına kaldırın lan şu Krispi'yi formanın üzerinden!!!! Bir rüya gerçekleşmiş, Iverson'a imza attırmışız, eline Beşiktaş forması tutuşturmuşuz, üzerinde nal gibi Krispi yazıyor! Yapmayın gözünüzü seveyim, kaldırın şu dandik reklamı oradan!

29 Ekim 2010 Cuma

Ziraat Türkiye Kupası Kuraları

Dün oynanan gruplara yükselme maçlarının sonuçlanmasından sonra, bugün grup kuraları çekildi. Geçen sezonki kupayı finalde Fenerbahçe'yi 3-1 yenen Trabzonspor kazanmıştı.

a- Galatasaray, Gaziantepspor, Antalyaspor, Denizlispor, Beypazarıspor

b- Trabzonspor, Beşiktaş , Manisaspor, Gaziantep BŞB, Konya Şekerspor,

c- Fenerbahçe, Bucaspor, Ankaragücü, Gençlerbirliği, Yeni Malatyaspor

d- Bursaspor, İstanbul BŞB, Kasımpaşa, Karşıyaka, Kırıkhanspor  

Takımların dağılımına bakıldığında, grupları en rahat bitirebilecek takım, Fenerbahçe gibi görünüyor. Diğer 4 takımdan 3'ü süper ligden olmasına rağmen, hiçbiri Fenerbahçe'ye kafa tutabilecek güç ve formda değil. Galatasaray ise 2 dişli süper lig takımıyla eşleşti, zorlanabilirler. Beşiktaş'ın ligde üstüste yenildiği Trabzonspor ve Manisaspor'la aynı gruba düşmesi ilginç oldu. Daha fazla saçmasapan Hikmet Karaman demeci görmek istemiyorum ben şahsen bir Beşiktaş'lı olarak.Grup çok zor, fakat bir zahmet lider bitirsinler, bize de yazık. Bursaspor da 2 sezondur puanlar kaybettiği Büyükşehir Belediye ile aynı grupta. Diğer takımlar ise dişine göre. Zorlanmazlar diye düşünüyorum.

Şoparın önde koşanı, bayrak sallayanı!!!


Ronaldo'yu daha fazla ne kadar maymun edebiliriz'in sınırlarını zorluyor Nike. Benekli krampon yapmışlar şimdi de. Hercules maçında giymeye başlayacakmış. Bu çobanımsı tasarım bile sırf Ronaldo giyiyor diye kapış kapış gidecek ya, ona yanıyorum.