29 Nisan 2010 Perşembe
25 Nisan 2010 Pazar
Biriniz sevindirin lan!!!

Atletico Madrid yıllar yıllar sonra Avrupa'da kupa kazanmaya bu kadar yakın (2007 İntertoto'sunu saymıyorum). Avrupa Ligi yarı finalinde Liverpool ile eşleşip ilk maçı evlerinde Forlan'ın golüyle 1-0 kazandılar. İngiltere'deki rövanşta bu sezon bir türlü beceremedikleri savunmayı yapmayı başarabilirlerse final oynayacaklar. Atletico Madrid bırakın maçı maçına, dakikası dakikasına uymayan bir takım. Bir bakıyorsunuz maçı domine ediyorlar, pozisyon üstüne pozisyon, 3 dakika sonra bakmışsınız skor 0-3. Flores de ligde gerekli istikrarı sağlayamadı. Barcelona'yı evlerinde 2-1 yendikten sonra Almeira'ya kaleye şut dahi çekemeden 1-0 yenilmeleri, hemen bir sonraki hafta ise Valencia'ya 4 tane sallamalarının yanında 8li 9lu bir skoru kaçırmaları, hep bu dengesizliğe dalalet. Takımın bir standardı yok. Ligin başında küme düşme potasındaydılar. Flores'in gelmesiyle yükselişe geçildi belki, kazanılması gereken maçlar kazanıldı ama, Atletico Madrid kiminle oynarsa oynasın, kesin kazanır denemez.
Kadro baştan aşağı yıldızlarla dolu. Değeri 200 milyon euro'ya yakın. Aguero, Forlan, Simao, Reyes, Ufjalusi, Jurado, Raul Garcia gibi adamlar tek tek müthiş oyuncular, fakat bir türlü tam anlamıyla bir araya getirilemiyorlar. Hücum gücü normalin çok üstünde olan bu takım savunmasına güvenemediği için sağlıklı hücum edemiyor. Adam adamayı da beceremiyorlar, alan savunmasını da. Ne zaman gol için ileri çıkılsa gözler hep arkada. Yeni sezonda öncelikle çare bulunması gereken konu takım savunması. Transfer kesinlikle gerekli.
İngiltere'de geriye yaslanıp Liverpool'u bekleyecekler, anı çıkışlarla gol bulup turu almaya çalışacaklar. Liverpool'un süratli kanat adamları ağır Madrid beklerinin arkasına sarkıtılmaya çalışılacak. Kalede oynaması beklenen tecrübesiz Gea'yı da Gerrard şutlarıyla korkutacak. İlk yarım saati golsüz geçirdikten sonra çok daha kendine güvenli ve önde oynamaya başlıyor Atletico. Fakat karşıdaki Liverppol olunca savunma güvenliğini mümkün olduğunca elden bırakmamak lazım. 0-0 bizim nasıl olsa. Forlan veya Aguero'dan biri yedek soyunmalı. İkinci yarı eğer topu ayakta tutmaya ve gole ihtiyaç olursa çift forvete dönülebilir.
Bir tarafta kağıt üzerinde ağır basan ve tutunacağı tek dal Avrupa Ligi şampiyonluğu kalmış olan, kendini ligden çoktan emekli etmiş Liverpool, bir tarafta kupa kazanamazsa 1996'dan beri kupa göremeyen taraftarının çok da üzülmeyeceği, benim tanıdığım en dengesiz takım olan Atletico Madrid.....Haydi goçlarım....Bir kupa getirin ulan bana!!!
Çöz beni arapsaçı...

İngiltere'de son haftalara girilirken yarış atbaşı sürüyor. Düşenler hemen hemen belli, ama liderlik halen el değiştirebilir, Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi yolcuları değişebilir. İngiltere'de maç fazlasıyla liderlik koltuğunda oturan Manu, rahat değil. Bugün Stoke City ile evinde oynayacak olan Chelsea kazanırsa son 2 haftaya 80 puanla rakibinin 1 puan önünde girecek. Arsenal ise dün evinde Manchester City karşısında golsüz eşitliği bozamayarak havluyu tamamen attı. 72 puanda kalan Arsenal'in artık matematiksel olarak şansı yok. Şampiyonlar Ligi'ne giden 4. bileti kazanabilmek için ise acccayip bir yarış var. Tottenham 64 puanla şu anda biletin sahibi. Maç fazlasına rağmen 63 puanla Tottenham'ın 1 puan gerisinde kalan City yara aldı. Aston Villa ise bugün Birmingham'ı ağırlayacak ve puanı 61. Kazanacaklarını öngörebiliriz. Arap sermayesi Avrupa Ligi'nde takılmaya devam etmek zorunda kalabilir bu sezon da.Liverpool ise üzerindeki 3 takımın tüm maçlarını kaybetmesini bekleyecek kendi maçlarını kazandıktan sonra. Onlar bıraktı zaten bu işleri. Avrupa Ligi'nde yarı finaldeler. Atletico Madrid karşısında rövanşı almak ve finale çıkmak onlar için çok daha büyük bir öncelik artık.
Dipte ise kurbanlar neredeyse değişmez gibi. Hull City ile Porsmouth ruhlarını teslim ettiler. Bir maçı eksik ve barajın 7 puan gerisinde olan Burnley ise bugün Liverpool ile evinde olan maçını kazanabilirse çok zayıf olan umudunu sürdürebilir. Evlerinde topladıkları 23 puanın yanına deplasmanda 10-12 puan koyabilselerdi, ligde kalacaklardı belki ama 4 puanla ligin deplasman fakiri olmaları sonlarını getirdi.
Championshipte Newcastle United'ım arkasına West Bromwich'i de takarak evine geri döndü. Haftalar öncesinden belliydi gerçi, premier lige hafif kalan siyaz-beyazlılar, championship'e ağır geldi. Play-ff oynama ihtimali olan 5 takım içerisinde (Not. Forest, Cardiff, Leicester, Blackpool, Swansea) favorim ve premier lige istediğim takım ise Nottingham Forest. Premier Lige çıkarlarsa Newcastle formamın yanına bir de Forest forması eklemeyi düşünüyorum.
21 Nisan 2010 Çarşamba
Uluslararası Kerane Çocuğu Yarışması Birincisi

Zaten Mustafa Denizli'nin çıkardığı kadro, ardından Alex'in golü beni yeterince komaya sokmuştu. Hakem zaten oğlanın önde gideniydi. Ama adamın biri karanlıklar içinden çıkıp geldi ve "en büyük kerane çocuğu benim arkadaş, Hüseyin Göcek kimmiş??!!!" dedi. Ve gelecek haftasonuna kadar gazetelerde Mustafa Denizli'nin mutlak kazanması gereken maçta 9 savunma oyuncusuna Bobo ve Tello'yu ekleyerek sahaya çıkması yerine, evlat olsa sevilmeyecek bu domuz dölünün yaptıkları konuşulacak. Bizim uçan puan veya puanlar kimin umurunda?
12 Nisan 2010 Pazartesi
Eşşolueşşek...

Eğer facebook'ta Egemen'in fotoğrafını tagleyebilseydim, kesinlikle Eşşolueşşek diye taglerdim. Altına da yazardım ki, "lan ipne, lan eşşolueşşek, pipin bize mi kalkıo? Ne istedin şampiyonluk hayallerimizden, 90. dakikada hangi akla sığınarak topu tokatladın? Yan hakem topun tam hizasındayken onun bile görmeyebileceğini nereden bildin?Ligin son maçı da fener karşısında oyuna bu kadar asılacak mısın?Yoksa kontrollü bir oyunla 3-0 mı yenileceksiniz?Saçını sakalını s2m olum senin!!!"
3 kişi bunu beğendi.
Yürüyedur!!!

Ligin 10. haftasında 14.lüğe kadar gerileyince Juve ve Milan'ın ortalarda görünmediği yıllarda İnter'e karşı gösterdiği onurlu direnişle gönülleri kazanan şanlı Roma'nın zirve yılları döneminin sona erdiğini düşünmüştüm. Nasıl düşünmeyeyim ki? Roma 10 maçta 11 puan toplarken İnter 25 puanla liderliği almış, ortalığı silip süpürüyordu. Fakat başkentin Gerçek aslanları son 23 maçta yenilmeyerek cevabı suratıma tokat gibi çarptı. 17 Galibiyet, 6 beraberlik!!! Puan farkı kapandı, kapandı ve nihayet cumartesi gecesi Fiorentina deplasmanında 2 puan daha bırakan İnter, Roma'ya sezon başından beri ilk kez lider olma fırsatı verdi. Roma da bu fırsatı tepmedi ve rakibi Atalanta karşısında maçın ilk yarısında 2-0'ı buldu, maçı da 2-1 kazanarak tribünlere şampiyonluk şarkılarını söyletmeye başladı. Totti 79 dakika sahada kaldı, maçtan önce oynayamayacağını okumuştum, o da kendini zorlayıp oynadıysa ligin geri kalanında takımının yanında olur bacağını eline de alsa. Gelecek hafta ezeli rakip Lazio ile karşılaşıyor Roma. Lazio'nun bu hafta küme düşme hattından bir 3 puan uzaklaşması bir nebze iyi oldu aslında Roma açısından. Ama bu durum Lazio'nun Roma'yı şampiyon yapmama motivasyonunu ne derece etkiler....Bence etkilemez. Roma'nın Lazio'dan sonra kalan maçları sırasıyla, Sampdoria, Parma(d), Cagliari, Chievo(d). Zor ama imkansız değil, yürüyedur Roma...
Karpuzlarla Üzümler...

Geçtiğimiz haftasonu La Liga'nın finali oynandı. Real Madrid evinde konuk ettiği Barcelona karşısında tutunamayarak dize geldi. Barcelona kendisiyle şaka yapılmayacağını gösterdi. Evinde önüne geleni 4'leyip 5'leyen Madrid, ezeli rakibi karşısında varlık gösteremedi. Barcelona topa öyle bir hakim oldu ki, Real Madrid bu sezon ilk kez evinde oynadığı bir maçta topu koşturmak yerine koşturanları izlemek zorunda kaldı.
Ronaldo - Messi karşılaşması olarak da sıklıkla lanse edildiği içindir ki bu maç, 2 çocukçeğiz de gergindi suratlarında görülen ifadeye göre. Fakat Messi Xavi abisinin asistini geri çevirmeyerek Madrid'in tam da topa biraz daha fazla sahip olmaya başladığı dakikalarda hem kendini, hem de takımını öne geçirdi. Bundan sonraki dakikalar Ronaldo için ızdıraptı adeta. Artık takımı da, kendisi de beraberlik golünü atmalıydı. Yoksa konu komşu ne derdi.
İkinci yarıya Barcelona rakip sahada galip durumda olmanın verdiği rahatlıkla her zaman en iyi yaptığı işi yaparak,top çevirerek başladı. Bir anlamda Real Madrid'i kaçınılmaz sona alıştırmaya çalışıyorlardı. Ronaldo'dan umduğunu bulamayan takımın sinirleri bozuldu, top kayıpları arttı, yaratıcı oyuncu sıkıntısı tavan yaptı. Kulübede bunu aşacak kapasitede olan Guti eşofmanları çıkardı, derken Xavi bir arapası da Pedro'nun önüne yuvarladı, 0-2. Sonrası malum. Casillas kendi kendine konuşmaya, Ramos, Garay hakemin gözü önünde Barcalılara tekme tokat girşmeye başladı. Bu arada Messi Casillas'la karşı karşıya kalıp kalıp kaçırıyordu yüzde yüzleri. Bütün bunların arasında Madrid'in can havliyle yüklendiği dakikalarda Guti'nin Van Der Vaart'ın önüne yuvarladığı bir top vardı ki, Xavi'nin asislerinden tek farkı golle sonuçlanmaması oldu. Van Der Vaart topu bizim "El Denyo" olarak da bildiğimiz Valdes'in suratına doğru vurunca tüm Madridliler bu akşam puan falan alamayacaklarını anladılar. Ronaldo da 30 metreden frikiği kaleye vuruyor, sol çaprazdan kaleye kadar indiği pozisyonda gol açısı sıfıra yakınken şut falan atıyor, belki maçı değil ama kendi kafasının içinde Messi ile giriştiği mücadeleyi berabere bitirmeye çalışıyordu. 90 dakika sonunda hem Ronaldo, hem Madrid yenildi. Özellikle sahasında önüne geleni maymun eden Madrid'in 300 milyon euroluk transferlerinin bu sezon Barcelona'dan bırak puan almayı, gol bile atamaması, Barcelona ile diğerleri arasındaki farkı net bir şekilde gösterdi. Karpuzlarla üzümleri karşılaştırmak gibi.İkili averajda da Barcelona'nın üstün olduğunu düşünürsek, 4 puanlık bu fark kapanmaz artık, belki açılır bile. Bakalım Real Madrid rakibinin ligdeki üstünlüğünün yanısıra Barnebau'da Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırması durumunda bu sefer nasıl bir transfer politikası izleyecek...Bi tane kiralık katil tutmaları çok daha ucuz yollu olur aslında. Hedef belli, ufak tefek zaten, çok da sorun çıkartabileceğini sanmıyorum. Nerden baksan 250 milyon euro kara geçerler. Maçın özeti altta.
Real Madrid-Barcelona- 0-2 (Video-Maç Özeti)-www.olay53.com
Yükleyen olay53habersitesi. - Basketbol, beyzbol, güreÅ� ve diÄ�er spor videoları.
6 Nisan 2010 Salı
dı şaaaaampiyooooon!!!!
Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final ilk maçlarının ikisi bugün oynanıyor. Günün ilk maçında İnter CSKA'yı deplasmanda da 1-0 yenerek yarı finale yükseldi 7 yıl aradan sonra. Barcelona da şu anda naklen izleyemediğim maçta Arsenal karşısında 3-1 önde. Messi ilk yarı bitmeden hat-trick yapmış. Bendtner cenabeti 18. dakikada takımını öne geçirerek Barcelona'ya kırmızı bayrak sallamış adeta. Arsenal'in Nou Camp'da 3-1'den geri gelmesi çok çok zor artık. Çok isterim Barcelona'nın elendiğini görmek ama, hayallerle yaşamayalım, gerçekçi olalım.
Arkadaş arasında yaptığım sohbetlerde de söylediğim gibi Fransız'ların eşleşmesinde ben Lyon'u favori görüyordum. Lyon bu tür iki ayaklı oyunlarda Bordeaux'dan çok daha tecrübeli ve iş bilen bir yapıya sahip bana göre. Yarın da evlerinde kazandıkları 3-1'lik avantajı koruyarak yarı finalist olacaklarını düşünüyorum. Kupona üst yazacağım ama. Manchester United karşısında Bayern Münih'in biraz arıza çıkartacağını düşünüyorum ama bence turun sahibi İngilizler olacak. Ribery Schalke mkarşısında deplasmandaki galibiyetin mimarlarındandı, kendisinden ne kadar tiksinsem de turun kolay olmamasının en büyük nedeninin kendisi olduğu gerçeğini kabul etmek gerekiyor. Hocam bu arada, bu maç da üst biter ha. Yarınki iki maçı banko üst geçip yanına koyacağım 2 maçla birlikte azap günlerime son vermeyi düşünüyorum. Selçuk eğer iyi bi fikrin varsa söyle onlara oynayalım.
Arkadaş arasında yaptığım sohbetlerde de söylediğim gibi Fransız'ların eşleşmesinde ben Lyon'u favori görüyordum. Lyon bu tür iki ayaklı oyunlarda Bordeaux'dan çok daha tecrübeli ve iş bilen bir yapıya sahip bana göre. Yarın da evlerinde kazandıkları 3-1'lik avantajı koruyarak yarı finalist olacaklarını düşünüyorum. Kupona üst yazacağım ama. Manchester United karşısında Bayern Münih'in biraz arıza çıkartacağını düşünüyorum ama bence turun sahibi İngilizler olacak. Ribery Schalke mkarşısında deplasmandaki galibiyetin mimarlarındandı, kendisinden ne kadar tiksinsem de turun kolay olmamasının en büyük nedeninin kendisi olduğu gerçeğini kabul etmek gerekiyor. Hocam bu arada, bu maç da üst biter ha. Yarınki iki maçı banko üst geçip yanına koyacağım 2 maçla birlikte azap günlerime son vermeyi düşünüyorum. Selçuk eğer iyi bi fikrin varsa söyle onlara oynayalım.
29 Mart 2010 Pazartesi
'YAPMA VOLKAN' DERBİDE EN ÇOK KONUŞULAN ADAM OLDU...

Fenerbahçe bir ezeli rekabetten daha galip ayrıldı.Peki nasıl oldu bu iş Fenerbahçe çokmu güzel oynadı.Tabiiki hayır...
Öncelikle Fenerbahçe hadini bilerek sahaya yayılarak sakin oynadı, pas yapmaya calıştı.Guiza ya atılan derin toplarla pozisyona girmeye çalıştı.Sonuç olarak 35 metreden atılan bir şut beklenmedik bir anda Fenerbahçe ye 3 puandan fazlasını getirdi(Ezeli rekabette fark açıldı,Galatasaray ın Ali Samiyen de yenilmezliği son buldu ve en önemlisi Florya basıldı).Zaten Florya Fenerbahçe mağlubiyetleri dışında pek basılmıyor.
Galatasaray açısından maç ele alınacak olursa; beklendiği gibi presle başlayamadı ev sahibi ekip.Erken yenilecek bir golden korktu sanırım Frank Rijkaard.Usta ayaklarla nasıl olsa gol bulabileceğini düşündü Hollandalı ama Fenerbahçenin büyüsünü kestiremedi.
Yazımın başındada belirttiğim gibi derbide güzel bir futbol yoktu, beklenmiyordu da zaten.Bence derbide macın adamı milli kaleci Volkan oldu yaptığı iki hareketle.Keita nın 90. dakikada şutunu çıkarması ve 90+3 te poposuyla topu kontrol etmesi akıllara kazınacak iki hareket olduğunu düşünüyorum
28 Mart 2010 Pazar
Beşiktaş Türkiye'nin ilk virüsüdür!!!
Tıpkı babadan oğula geçen, ırsi bir hastalığın virüsü gibi. Doğduğumda geçti bana. Çaresi yok bilimde. Uzatmalar hariç 90'ar dakika süren nöbetleri her hafta uğruyor kendimi bildim bileli. Bu nöbetler sırasında sesim kısılıyor, elim ayağım inciniyor duvarlara tekme yumruk atmaktan. Son nöbeti dün akşam yaşadım. Saat 7'de gelen nöbet 15 dakika durdu, 9'a kadar aman vermedi. Mustafa Denizli ve öğrencileri dün akşam yine milyonlarca zavallıya kabir azabı çektirdi. İlk 45 dakikanın önemli bir bölümünü devre acaba 3-0 mı biter 4-0 mı diye izleyen Beşiktaşlılar, maçın son anlarında Serdar Özkan'a farkı artırıp eziyete son veremediği için küfür ediyordu. Takım halinde sinkaf küfürü de hakettiler, alkışları da. Olan yine bize oldu. Yere yumruk atarken bileğimi incittim, boğazım hala acıyor. Staddakilerin çektiklerini düşünemiyorum bile. Ama 3. golden sonra yaşananlar herşeye değer. Puan farkı 3. 7 eziyet haftası daha var önümüzde. Daha çekeceğimiz var senden BEşiktaş'ım.
La Roooooooooooma!!!!

İnter'in geçen hafta Palermo'ya takılması dün akşamki maçı kader maçı formuna soktu. Roma kazanırsa fark 1'i inecekti, İnter kazanırsa bana nah yetişirsiniz olum mesajı verecek, ligin bundan sonrasını formaliteye çevirecekti. De Rossi ve Toni ile gülen başkentin aslanları, hakemin neredeyse tüm İnter'lilerin ofsayt olmasına rağmen devam ettirdiği pozisyonun akabinde gelen Milito golüne hiiiç takılmadı. İnter 63 puanda kaldı, Roma 62 yaptı. Milan'ı boşverin zaten, şu an 75 puanda bile olsalar farketmez, Uefa'ya zar zor kalırlar.
Haydi çocuklar, şimdi onlar düşünsün!!!! Mourinho bu sezon göd olacak mı acaba? Artık olsun.
21 Mart 2010 Pazar
Avrupa'dan Futbol......

Lider İnter'in dün akşam Serie A'nın en zor deplasmanlarından biri olan Palermo'ya 2 puan bırakması Milan'ın ekmeğine yağ sürdü. Bugün Napoli karşısında kazanan bir Milan, uzun zaman sonra İnter'den liderlik koltuğunu geri alacak. Roma da Udinese'yi Vucinic'in hat-trickiyle 4-2 ile geçerek bu 2 takımı takibini sürdürüyor. Inter 60, bir maçı eksik Milan 58, Roma ise 56 puanda. Roma üstüste beraberliklerle kaybettiği saçmasapan puanlara yenilerini eklemezse ben üzerindeki 2 takımın daha çoook puan kaybedeceklerini de tahmin ederek Totti'den şampiyonluk umuyorum. Özellikle Milan son haftaya 4 puan önde girse bile şampiyonluk verebilecek bir oyun oynuyor, İnter'in ise Şampiyonlar Ligi'nde tur geçince aklı havaya karıştı, lig maçlarına hiç konsantre değiller. Haydi Roma diyoruz.
İspanya'da ise herşey beklenildiği gibi. Barcelona ve Real Madrid önüne geleni kamyon çarpmışa çevirmeye devam ederek ilerliyorlar. Dün akşam Sporting Gijon'u konuk eden Real Madrid, 53. dakikada 1-0 geri düştükten sonra, 1 dakika hakemin verdiği enfes faul sonrasında Ronaldonun kaleciden dönen frikiğini manşetiyle önüne indirip vuran Van Der Vaart ile beraberliği sağladı. Hani Van der Vaart topu kaleye sokamasaydı, hakem abimiz kesinlikle ya penaltı çalacak, çalamazsa da karambolde topa ayağını sokup Madrid'e beraberliği getirecekti. Hakem sayesinde yediği golün etkisinden çabuk çıkan Madrid Xabi ve Higuain ile galibiyete ulaştı ve bu akşam Zaragoza deplasmanında Messi'siz Barcelona'nın pek de olası olmayan puan kaybını beklemeye başladı. Puanlar eşit, averajla Madrid önde. Bu ligi Barnebau'daki kıyamet günü çözecek.
İngiltere'de Arsenal inadını sürdürüyor. 3. sırayı garantileyen genç çocuklar, Chelsea ve Manu'nun yapacağı hatalara göre ligi şampiyon veya ikinci bitirebilir. Derbileri kazanamayarak kendi göbeklerini kesemeyeceklerini gösterdiler bu sezon. Dün akşam Westham karşısında 45. dakikada Vermaelen'in atılmasıyla 10 kişi bitirdikleri maçı 2-0 kazanarak maç fazlasıyla liderliğe yükseldiler.67 puandalar. 66 puanlı Manchester Liverpool ile içerde, 64 puanlı ve bir maçı daha eksik Chelsea Blackburn ile dışarıda oynuyor. Liverpool'u tutacak tüm Arsenalliler bugün.
Almanya'da Leverkusen'in hızı kesildi. 24 hafta yenilgi yüzü görmeyen takım, son 3 haftada 2 kez yenilince 3.lüğe kadar geriledi. Bayern Münih son 13 maçta aldığı 11 galibiyet 2 beraberlikle yakaladığı müthiş rüzgarın Frankfurt deplasmanında dinmesine engel olamadı, 2-1 kaybederek liderliği de riske soktu. 56 puanda kalan Münih'in arkasında sırasını bekleyen Schalke bugün Hamburg'u deplasmanda yenerse liderliğe yükselecek. 3. sıradaki Leverkusen dünkü 3-0'lık Dortmund mağlubiyetiyle 53 puanda kaldı.
Ligue 1, bu sezon diğer liglere göre çok daha eğlenceli ve heyecanlı bir yarışa sahne oluyor. Tam 6 takım şampiyonluk potasında. Önceki sezonlarda Lyon'un son haftalarda yaşadığı kayıplarla rakiplerini umutlandırışını izlerdik. Artık umut dağıtma sırası Bordeaux'da. Bordeaux son 8 haftada aldığı 4 beraberlik ve 2 mağlubiyetle rakiplerin iştahını açtı. Bu mağlubiyetlerden biri de dün akşam evinde Le Mans'ı 2-1 yenerek 55 puan ve maç fazlasıyla liderliğe oturan Auxerre karşısında iç sahada alınınca bu ligin son haftaya kadar süreceği belli oldu bence. Bordeaux 53 puan'da ve bu akşam başka bir şampiyonluk adayı 51 puanlı Lille'yi konuk ediyor. Yine 53 puandaki Montpellier ise VAlenciennes'le oynuyor evinde. Haftanın maçı ise bence 51 puanla 5. sıradaki Lyon'un evinde 50 puanlı ve 6. sıradaki MArsilya'yı konuk edeceği maç. Sezonun ilk yarısındaki maçın 5-5 bittiğini düşünürsek, üst oynarım ben bu maça.
Ayva!!!!

Yıkanmamış ayva yediği için motoru bozan ve Wolfsburg maçına çıkamayan Ernst'ten sonra Sivok da Kasımpaşa maçının son yarım saatinde sahada kalamadı. Sebep aynı....O da yıkanmamış ayva yemiş....Biz hala şampiyonluk diyoruz, 3 puan diyoruz, deplasman diyoruz, iç saha diyoruz, 4-4-2 diyoruz, 3-5-2 diyoruz, gol kısırlığı diyoruz vs vs...Daha futbolcumuza yıkanmış bir ayva bile yediremiyoruz ama. Ya kulubün mutfağında hain bir orspu çocuğu var, ya da bu işlerle uğraşan personel ziyadesiyle salak, fakat her iki durumda da böylesine saçma bir sebeple oyuncu kaybettiğimiz için kulüp olarak amatörün önde gideniyiz. Boşverin gitsin şampiyonluğu falan, önce ayvalar yıkansın...
20 Mart 2010 Cumartesi
"Kaş"ını gözünü.....

Tuttuğum takım beleşe yollayıp parayla geri alırken, ben bu adamın oynadığı maçı izlemek uğruna para verip, bi de izlerken sinirden delirip ayağımı duvara vurup incitirken, bu oğlanın maçtan sonra hangi mankene taksam bu gece acaba diye düşünebildiği için, ve bu oğlan futboldan para kazanabildiği için, U-TA-NI-YO-RUM!!!Yazık ulan bana. Şampiyonluğa oynayan takımın stoperine bak beee, heyt bee!! İlk golde topa uzanmadın bile, 85. dakikada çevrende 360 döndü rakip, yakalayamadın. Ne s2me yararsın sen arkadaş?Sivok'un da midesine sokim ayrıca. Ben Sivok'un yerinde olsam, sahanın ortasına sıçacağımı bilsem, yerime İbrahim Kaş girecek göte gelicez diye kendimi paralar, o maçı bitirirdim. Buna savunma göbeği mi emanet edilir lan?Saçıyla oynamaktan hariç başka bir numarası olmayan adamı alıp da şampiyonluk mücadelesi veren sayın hocama da teşekkürler. Dün Beşiktaş'ın eleğini bu sezonluk duvara astılar beraber.
11 Mart 2010 Perşembe
Şişi boğanın gözüne soktular!!!!

İlk maçı 1-0 kaybeden Real Madrid haftasonu Sevilla karşısında oynadığı oyun sebebiyle taraflı tarafsız herkesin favorisiydi. 3. dakikada Ronaldo ile de öne geçince üstçüler ve 4-6'cılar rahat bir maç izleyeceklerini düşünmeye başlamışlardı.
Fakat benim de bu maça üst verdiğim gerçeği, bir kez daha ağır bastı. Serhan, Emre, Emrah ve Hasan ile bir yandan star tv'de İngiliz pornosu takip ederken diğer yandan da internet üzerinden Madrid maçına bakıyorduk. Real'in golünü göremedik ama ilk yarının geri kalan bölümünde ağır bir Madrid baskısı olduğuna şahit olduk.Higuain'in direkten dönen bir topu, Lloris'in kurtarışları ve Madrid sahasına nadir gelen bir top vardı sahada.İkinci yarı Madrid baskısı devam etti ama Lyon'un oyunu en azından daha önde kabul etmeye çalışma çabası vardı. 75'e kadar 1-0 giden oyun, Pjaniç'le 1-1'e gelince tribünler dondu kaldı. Kimsenin beklemediği bu şok gol Madrid'i komaya soktu. Son 15 dakika doğru düzgün Lyon kalesine yüklenemediler bile. SAğdan soldan gelen isabetsiz ortalar, Ronaldo'nun ayağına dolandırdığı toplar derken süre eriyip gitti. Oyunun Lyon veya Madrid açısından değil ama, benim açımdan kader anları uzatmalardı. Lyon paldır küldür ileri çıkıp kendi sahasını bomboş bırakan Madrid karşısında öyle 2 pozisyon bulup öyle bir kaçırdı ki....En güzel küfürlerim onların olsun. Özellikle Lisandro Lopez'in kaçırdığı ilk pozisyon stilini çok beğenen Hasan Omay'la aramızı açabilir.
Sonuç olarak büyük sürpriz gerçekleşti ve Madrid favori olduğu kupaya 2. turda veda etti. Ha kötü mü oldu? Hayır. Beter olsun ipneler.
10 Mart 2010 Çarşamba
İDDAALIYIZ.COM
Kasımpaşa-Bursaspor:
Kasımpaşa Fenerbahçe yide yendiği dönemlerde göstermiş olduğu üstün performansla beraber topladığı puanlarla bu sezon ligde kalmayı garantilediler gibi.Yılmaz VURAL lı Kasımpaşa nın hemen hemen her maçta gol attığı istatisliklerde gözümüze çarpıyor.
Diyarbakır gazisi Bursaspor cephesinde ise işler yolunda.Bu sezon üç büyükleride yenen Bursaspor bence şampiyonluğu son haftaya kadar kovalayacaktır.Bugunde galıbıyet için gol ve goller bulması olası.
TAHMİN: ÜST
Bordeaux-Auxerre :
Bordeaux haftasonu tarihi gececek bir maç oynadı kendı sahasında.Şampiyonlukta en büyük rakibiydi karşısındaki. 70 dakikayı 10 kişi götirdügü, 60 dakikayıda 9 kişi götürmesi gereken, 2 penaltı kurtardıgı karsılasmada öne gecmesıne ragmen sahadan 1 puanla ayrılmasını bıldı.
Haftasonunda fiziksel ve psikolojik olarak yıpranmıs olan Bordeaux kanımca bu karsılasmadan 3 puan cıkartamayacak.
TAHMİN: 0-2ç
Beşiktaş-Büyükşehir Bld.spor
Beşiktaş Kayseri deplasmanında aldığı 3 puan ve haftasonuda bay dan gelen 3 gol ve 3 puan ile son haftaları firesiz geçti.
Büyükşehir bu sene gerçekten göze hoş gelen bir futbol sergiliyor.Oyun disiplini üç büyüklere ters geliyor.Özellikle deplasman maçlarında edebiyle oynayan bir takım görüntüsü sergiliyorlar.
TAHMİN:0-2ç
M.United-Milan:
ilk macta tur ibresini deplasmanda attıgı 3 golle lehine ceviren M.United bugunku karsılaşmada biraz daha rahat olacak.Milan cephesinde işler biraz daha zor.Tur için gol ve goller bulması gerekecek.
TAHMİN: BANKO ÜST defalarca gol olur: )
R.Madrid-Lyon:
İlk macta 1-0 lık avantajla İspanya ya gidiyor Fransız temsilcisi.Ama ben o kadar avantaj olarak görmüyorum bu skoru.Kanımca Lyon un turu gecmesi sadece gol yemeden atacagı ilk gole baglı.İdaanın verdiği oran gercekten cok komik. Siz degerli iddaasever arkadaşlarm için 1.35 lik üst tercihini öneriyorum.
TAHMİN:ÜST
Kasımpaşa-Bursaspor: üst
Beşiktaş-Büyükşehir Bld.spor:0-2ç
Bordeaux-Auxerre:0-2ç
M.United-Milan:üst
R.Madrid-Milan:üst
Kasımpaşa-Bursaspor:
Kasımpaşa Fenerbahçe yide yendiği dönemlerde göstermiş olduğu üstün performansla beraber topladığı puanlarla bu sezon ligde kalmayı garantilediler gibi.Yılmaz VURAL lı Kasımpaşa nın hemen hemen her maçta gol attığı istatisliklerde gözümüze çarpıyor.
Diyarbakır gazisi Bursaspor cephesinde ise işler yolunda.Bu sezon üç büyükleride yenen Bursaspor bence şampiyonluğu son haftaya kadar kovalayacaktır.Bugunde galıbıyet için gol ve goller bulması olası.
TAHMİN: ÜST
Bordeaux-Auxerre :
Bordeaux haftasonu tarihi gececek bir maç oynadı kendı sahasında.Şampiyonlukta en büyük rakibiydi karşısındaki. 70 dakikayı 10 kişi götirdügü, 60 dakikayıda 9 kişi götürmesi gereken, 2 penaltı kurtardıgı karsılasmada öne gecmesıne ragmen sahadan 1 puanla ayrılmasını bıldı.
Haftasonunda fiziksel ve psikolojik olarak yıpranmıs olan Bordeaux kanımca bu karsılasmadan 3 puan cıkartamayacak.
TAHMİN: 0-2ç
Beşiktaş-Büyükşehir Bld.spor
Beşiktaş Kayseri deplasmanında aldığı 3 puan ve haftasonuda bay dan gelen 3 gol ve 3 puan ile son haftaları firesiz geçti.
Büyükşehir bu sene gerçekten göze hoş gelen bir futbol sergiliyor.Oyun disiplini üç büyüklere ters geliyor.Özellikle deplasman maçlarında edebiyle oynayan bir takım görüntüsü sergiliyorlar.
TAHMİN:0-2ç
M.United-Milan:
ilk macta tur ibresini deplasmanda attıgı 3 golle lehine ceviren M.United bugunku karsılaşmada biraz daha rahat olacak.Milan cephesinde işler biraz daha zor.Tur için gol ve goller bulması gerekecek.
TAHMİN: BANKO ÜST defalarca gol olur: )
R.Madrid-Lyon:
İlk macta 1-0 lık avantajla İspanya ya gidiyor Fransız temsilcisi.Ama ben o kadar avantaj olarak görmüyorum bu skoru.Kanımca Lyon un turu gecmesi sadece gol yemeden atacagı ilk gole baglı.İdaanın verdiği oran gercekten cok komik. Siz degerli iddaasever arkadaşlarm için 1.35 lik üst tercihini öneriyorum.
TAHMİN:ÜST
Kasımpaşa-Bursaspor: üst
Beşiktaş-Büyükşehir Bld.spor:0-2ç
Bordeaux-Auxerre:0-2ç
M.United-Milan:üst
R.Madrid-Milan:üst
4 Mart 2010 Perşembe
Milli Takımda Yeni Dönem

Guus Hiddink'in Ağustos ayından itibaren milli takımımızın başına geçeceği bir yeni döneme giriyoruz. Ağustos ayına kadar olan bu süreçte Dünya Kupasına katılacak takımların hazırlık maçları için takvimde oldukça fazla yer var. Bildiğim kadarıyla milli takım bu periyodu Oğuz Çetin ile geçirecek ve medyadaki söylemlerine bakacak olursak eğer artık ikinci adamlıktan sıkıldığını, takım yönetmek istediğini ve bundan sonraki süreçtede milli takıma tek sorumlu olarak gelmek istediğini ifade ediyor.
Bu ifadelerin altını okuduğumuzda Mehmet Demirkol'unda işaret ettiği gibi, Ağustos ayına kadar olan periyodu mağlubiyetsiz seri galibiyetlerle kapatıp kendini bu takım için alternatif olarak medyanın gözüne sokma niyetinde. Zaten Oğuz Çetin'in Honduras maçı için kurduğu takıma bakarsak eğer etliye sütlüye karışmayan, statükocu, Fatih Terim mirası bir takım ile bu mücadeleye hazırlandığını öne sürebililiriz. Bundan sonraki maçlar içinde kadroda Hiddink gelene kadar pek de önemli dokunuşlar yapamayacağı zaten sıfatından ve yukarda saydığımız nedenlerden belli. Zaten Fatih Terim'de görevde olsaydı bu takımı tıpkı böyle kurardı bir eksik bir fazla, ama aynen böyle...
Öyle önemli bir taktiksel değişim de izleyemeyeceğiz, bunu Oğuz Çetin'den beklemek eşyanın tabiatına aykırı. Bunları yapabilecek bir spor adamı seviyesinden çok uzakta olduğunu düşünüyorum. Bir hoca olarak Oğuz Çetin'in futbol felsefesi nedir, ne tür bir taktiksel anlayışı var? Bilemiyoruz... Ama bunları kendi bünyesinde özümseyip oturtmuş bir antrenör olsaydı çoktan en azından Sakaryasporla bir deneyim yaşamış olması gerekirdi.
Şimdi burdan kamuoyuna soruyorum;
1)Madem milli takım başarısız, hoca görevden ayrıldı, neden yardımcı yerinde neden duruyor? Bu bir ekip işiyse eğer, neden Fatih Terim ile yardımcılarının tümünün Milli Takımla ilişiği kesilmez?
2)Fatih Tekke, İbrahim Toraman, Gökdeniz Karadeniz, Umut Bulut, vb. isimler yine kadroda yoksa bu nasıl bir yeni dönem? Hamam yeni ama tas yine eski malesef. Sebep disiplin vb. konularsa hala, Kazım neden her Milli kadro açıklandığında kendine yer buluyor? Fenerbahçe kamplarında yaramazlık yapıyor, Milli Takım kamplarında uslu mu duruyor?
3)Genç oyuncular kadroya çağrılıyor, ancak doğru dürüst süre verilmiyor hala, aynen Fatih Terim döneminde olduğu gibi. Kaleci Volkan'ı bu form durumuyla yedek kulübesinde oturtmayıp gözdağı veremiyorsan, ne zaman oturtacaksın yanına? Fenerbahçe'de forma için rakibin yok ama kusura bakma Milli Takım'da var diyemiyorsan, Volkan'a da haksızlık yapıyorsun, o formayı form durumuyla hak eden genç çocuklara da....
Bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı, ben Oğuz Çetin'e tamamen inancımı yitirmiş bir vatandaş olarak burdan sevgili Türk skor medyasına da soruyorum, Ey skor medyası Şenol Güneş'te olmayan karizma Oğuz Çetin'de mi var da sesiniz çıkmıyor, hiç biriniz konuşmuyorsunuz, hiç Oğuz Çetin'in diksiyonuna dikkat ettiniz mi? Bırakın takım elbiseyi eşofmanın bile Oğuz Çetin'in üstünde iğreti durduğuna dikkat ettiniz mi? Ey Hıncal Uluç nerdesin?
Sonuç olarak çok köklü değişiklikler yapılmadığı sürece eğer Oğuz Çetin ve yanındakilere uyarsa, ilk devre maçları sonunda Hiddink'in görevden ayrılması benim için süpriz değil. Çünkü milli takımın kadro olarak omurgasının sorunlu olduğunu bu sebeplede kadronun istenilen formasyon ve oyun şablonlarını uygulamada başarısız kaldığını düşünüyorum. (Bu teknik analizide bir başka yazıda inceleyeceğim sizler için)Bu da sahada bizi ne yaptığımızı bilmez bir görünüme ve her futbolseverin şikayet ettiği kaos futboluna yönlendiriyor.
2 Mart 2010 Salı
1 Mart 2010 Pazartesi
Arsenal'in yine ayağı kırık...

Bu haftasonu oynanan Stoke City - Arsenal maçında Arsenal'in gençlerinden Ramsey'in ayağı kırıldı. Arsenal takımı kadar ciddi sakatlıklara kurban giden bir takıma daha rastlamadım. Hele hele bu sezon bu kaçıncı? Ayağı kıran darbeyi vuran Shawcross'un sahadan çıkarken ağlamaya başlaması da yürekleri burkan ayrı bir detay oldu.
Pepsi
Takip ettiğim bloglardan biri olan manilovefootball.com'da izledim. Aklıma yattı, hoşuma da gitti.
25 Şubat 2010 Perşembe
2009-2010 Benim Altın 11'im
Arkadaşların da katkıda bulunması dileğiyle,
Kale: Ivankov (Bursa)
Geri Dörtlü: Çağlar (Denizli), Ferrari (Beşiktaş), Ömer Erdoğan, (Bursa), Gökhan Gönül (Fenerbahçe)
Orta Alan: Ozan İpek (Bursa), Emre(Fenerbahçe), Fink (Beşiktaş), Keita (Galatasaray)
Forvet: Arda (Galatasaray), Makukula (Kayseri) T.D: Ertuğrul Sağlam
Kale: Ivankov (Bursa)
Geri Dörtlü: Çağlar (Denizli), Ferrari (Beşiktaş), Ömer Erdoğan, (Bursa), Gökhan Gönül (Fenerbahçe)
Orta Alan: Ozan İpek (Bursa), Emre(Fenerbahçe), Fink (Beşiktaş), Keita (Galatasaray)
Forvet: Arda (Galatasaray), Makukula (Kayseri) T.D: Ertuğrul Sağlam
24 Şubat 2010 Çarşamba

YENİLGİDEN SORUMLU DEVLET BAKANI DAUM!!!
Fenerbahçe lige 8 macta 8 galibiyet ile başladı.O zamanlarda hersey cok güzeldi, defansta uyum vardı, forvet ise nasıl olsa bir veya iki gol atıyordu ve maçı bir şekilde kazanıyordu. Şimdi ise işler tersine döndü. Takım kolay gol yiyor ve gol atamıyor(atsa bile kendini paralıyor).
Fenerbahçe'nin yogun bir mac trafiği oldu son 1 ayda, bir de konuyu bu taraftan ele alalım.
Fenerbahçe bu yoğun mac trafiğini en yüksek puan kaybıyla atlattı tabii ki bir de Lille maçı var. Bu mac Fenerbahçe açısından çok ama cok önemli. Ben bir Fenerbahçe taraftarı olarak bu mac öncesi cok büyük hırs yaptım, onların da çıkıp savasıp bu turu gecmeleri gerekiyor. Aksi takdirde bu kötü gidiş durdurulamaz bir hal alır. Fenerbahçe'nin bu macı cevirecegine inanıyorum ama siz sevgili arkadaslarımın kuponlarınızda üst secenegini isaretlemeniz daha garanti olacatır.
Gelelim sana Daum efendi....
Sen taraftarın aklına uyup nasıl Guizayı çıkartıp da Semih'i alırsın.?? Burada tabii ki ben Guiza'yı savunmuyorum ama böyle bir deği,şikliğin takım ıcınde sorun yaratacagını düsünemiyor musun?? Guizayı çıkardın tamam, Gökhan Ünal'ı al. Bu adam degil miydi sana Manisa'da 1 puan getiren, sana gelecek eleştirileri 1 hafta daha erteleyen...Guiza denen adam gol atamıyor, tamam anladık ama su gercegi kimse göz ardı etmesin, Guizanın girdiği pozısyonlara kimse giremez. O pozısyonları adam kendisi hazırlıyor biraz da... Guiza'nın mutlaka cok iyi motive edilerek Lille macında sahaya ilk 11 cçıkması gerekiyor, ona son sansın verilmesi gerekiyor. Koskoca Fenerbahçe kimlere tahammül etti, sonunda bu da unutulur. Ben inanıyorum ki Guiza eğer oynarsa Lille macında faydalı olacak. Betssoncu arkadaslar Guiza gol atar oynayabilirler :) Fenerbahçe bu turu gecerse muhtemel rakibi Liverpool'u elee diye düsünüyorum. Chelsea ve İnter'i nasıl yendiysen Lille'i de yeneceksin ve fokurdamalara son vereceksin.
Sayın baskan son satırlarımı da sana ayırıyorum,
Fenerbahçe icin yaptıkların taraflı tarafsız kimse tarafından tartısılmıyor. 'Fenerbahçe büyük camia' dedin, 55 bin kişilik stad yaptırdın; reklamlar, kombineler, kartlar, forma satısları falan kulube katkın büyük, onu anladık. Peki başkan, bu sahada top oynanamadığını göremiyor musun! Brezilya'dan milyon dolarlar verip teknik futbolcular getiriyorsun ama o adamlar papazın çayırı'nda oynamayazlar, oynayamadıkları gibi bir de kendilerini sakatlarlar.
23 Şubat 2010 Salı
Show Tv: 21.45, Yakuza'nın Gözyaşları...

Türk milleti olarak ne kadar yufka yürekli olduğumuzu da bir kez daha kanıtlamış olduk. Sezon başından beri Fenerlilerin başında yolacak saç bırakmayan Guiza, dün akşam Bursaspor karşısında kenara alınınca gözleri kızardı diye neredeyse pamuklara sarılıp sarmalanacak, adına hastane inşa ettirilecekti. Forumları okuyorum da, Fener taraftarının ne kadar vefasız olduğundan, kendi oyuncusuna sahip çıkmadığından bahsedenler var.""Hani nerede "hep destek, tam destek?"" diyenler var. Lan olum çok değil, 15 dakika önce sen de adama ana avrat saydırıyordun? Ağlayınca neden peygamber formuna sokuyosun herifi? 2 sezondur patladı patlayacak diye bekliyor camia. Sürekli de ellerinde patlıyor. Bence tepki sonuna kadar haklı. Semih süper golcü, gözüm kapalı her maç ilk 11'e yazarım demiyorum ama, takım kıçını yırtıp pozisyona girecek ve hepsini de bu şoparzan kaçıracaksa Semih'le başla abi!!Yamalı saçlı santrafor Gökhan Ünal ile bile başlayabilirsin!! Fener yeterince top oynamıyor belki, ama ben Alex'in, Özer'in ve diğerlerinin yerine koyuyorum kendimi, Guiza'yla kaçırılma ihtimali yüzde 95 olan pozisyona girmek için neden o kadar çabalayayım ki? Ortasahadan gider vururum auta, hem sakatlık riskini minimuma indiririm, hem de yorulmam eşşek gibi depar atıp çalım yaparak.
Oh ne ala memleket... Cukkayı koy cebine, yediğin önünde yemediğin arkanda, taraftar tribünde ismini bağırsın, seni bağrına bassın, arkadaşların hep topu önüne oynasın, senden istenen işi yapamayınca , e haklı olarak da tepki verilince ühühühühühühü diye iki zırlan, hoooop yine Türk milleti arkanda.Beşiktaş maçlarında takır tukur aşırtıyosun puşt herif, demek ki yapabiliyosun isteyince. Biraz az sigara iç, birazcık da erken yat, antremanlardan sonra da allah rızası için gol vuruşu çalış. Yine olmuyorsa, perşembeleri gel bizim halı saha maçlarında hobi olarak oyna. Eşşolueşşek afedersin!!!Fenerlilere de Allah kolaylık versin, onları iyi anlıyorum, bizim de 30 metre şutörümüz Nihat aynı hisleri kıpraştırıyor bende çünkü. Bela mısınız olum siz!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

